Şeyler sadece anlamaya

Aşağıda sizler için, yeni bir anneye söylememeniz gereken şeyler konusunda kısa bilgiler derledik. ... Eğer bebeğiniz ağlıyorsa size tavsiyemiz, yanına gidin ve sorunun ne olduğunu anlamaya çalışın. Bunu yaparken sadece bir annenin çocuğuna verebileceği karşılıksız sevgi ile bebeğinize yaklaşmanız, onun kendisini çok ... enis batur epigraf olarak kullandı. 'ah, kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya' 16.04.2003 22:52 ~ 25.03.2006 23:29 243 10 43 21. yy i tanimlamak icin en uygun cumlelerden biri.. kimsenin hic birseye vakti yok artik; metroya binerken bile, inecegi duraktaki cikisi hesaba katarak binen * insanlardan, karsisindakini anlamak icin ... Bayılıyoruz başkalarını yargılamaya! Bizler için bu artık hobi gibi bir şey, belki de en sevdiğimiz aktivitemiz başkalarını yargılamak olabilir. Çünkü biz, herkesten daha iyi biliyoruz. En doğru, en haklı, en anlayışlı, en pratik zekâlı olan Merhaba ablalarım ve kardeşlerim. Açıkçası akıl almaya geldim. Çünkü düşün düşün beynimi yiyeceğim. Ben 29 yaşındayım işim gücüm yerinde şükür gurbet ellerde çalışıyorum ama seneye döneceğim. En Büyük TÜRKİYE 5 aylık bir ilişkim var. Nasıl oldu nasıl sevgili olduk her şey çok hızlı oldu. Ama onu... Hayır. Benim canımı sadece bana yakın olan insanların söylediği şeyler yakar. Mesela annem, babam, kardeşlerim, en yakın arkadaşlarım sert bir şey söylerse etkilenirim, düşünürüm. Beni tanımayan insanlar beni yargılarsa nasıl üzülebilirim, beni tanımıyorlar ki. Bunu ciddiye alamam. Küçük şeyler artık o kadar da küçük değil. 1967 tarihli çizgi roman nüshası gibi, Marcus Smart ve Kyle Lowry’den bahsederken de 2020 tarihli bir Celtics-Raptors serisine döneceğiz ve onları her zaman ayakta bulmayacağız. Çoğu zaman yerden hakeme bakacaklar… sadece birkaç tanesine değineceğim… İnsanlar etik bir karar verme aúamasındayken verdikleri kararların etik olup olmadığını tam anlamıyla algılayamayabiliyorlar. Psikologlar uzun yıllar yaptıkları araútırmalarda “Bile bile etik olmayan davranıúı seçti” demenin her zaman doğru olmadığını gösterdiler.

Mağaramdan

2020.09.16 22:37 emirhanbakan Mağaramdan

Adeta artık içimde bedenimde iki kişi varmış gibi. İçim ve dışın gerçekten çok farklı kişiler. Dışıma ben değilim diyemem ama içim beni benden iyi tanımladığı için içimin içinde yaşayıp müthiş bi yalnızlığa doğru sürükleniyorum. Aslında o müthiş yalnızlığa yine o içimdeki insan sürüklüyor beni. Dışım hala insansal faaliyetlerini sürdüyor. Arada bir arkadaşlarıyla eğleniyor ailesile vakit geçirmeye çalışıyor ders çalışıyor vs. Fakat iç ve dışımın bağlantışılı olduğu tek nokta kitap okumak. Dışım vasıtasıyla gerçekleşen bu olayı içim adeta avını kapan aslan gibi kapmaya çalışıyor. Dışım kitapta bulduğu bazı olayları kendine yansıtmaya çalışıyor ve tabiki içim tüm bencilliğiyle ona engel oluyor. Düşünüyorum; Dışım içime göre kat ile güçlü. İsteklere, tutkulara, ve tüm duygulara sahip. Dışım kendi türdeşine ihtiyaç duymadan yaşamaya muktedir Tabi ona karşı bir içim olmassa. Peki içim... İçim neye sahip? Duygusuzluk tutkusuzluk ve isteksizlik, yaşayabilmesi için türdeşine ihtiyaç duymuyor fakat tek ve tüm arzusu olan ruhunu keşfedebilmek için ölmek veyahut kendini dondurmak istiyor. Sayın dostlarım içim benim insanlardan uzaklaştığım; Dostoyevskinin tabiriyle "mağaram" .Bu mağara, dolu bi mağara; yaşanmışlıklardan çıkarılmış dersler ve fikirler ile... Dünyada sadece hassas insanlar bu mağaraya sahip olabilir. Peki hassas insan kimdir. Buraya kadar hep gördüğümüz yazılar. Peki hassas insan gerçekten kimdir. Aslına bakarsanız bunun hakkında hiç düşünmedim hayatım boyu hep o mağaradayım bir şeyler düşünüyorum ama düşündeğim şeyleri asla ve asla bilmiyorum belki de bu benim acizliğimdir, çok da mühim değil. Hassas insanlar kimlerdir sorusuna tek bir cevap vermek aptallık olur. Ama genel bi tanı ortaya koyucak olursam bence bu insanlar hayatlarında herhangi bir şekilde herhangi bir şeyden başarı veya mutluluk duyabilecekken bunları yaşayamayan insanlardır Keşkesi bol olan insanlar... Bu insanlarında öyle hepsi değil dostlarım. Toplumun tabiriyle zeki ( fakat bence bu doğru değil insanların zekasının yönelimleri farklı türler olabilir ve bizim zeki diye nitelendirdiğimiz kısım zekasını düşünmeye yönlendiren kısımdır) denilen insanlar gerçek hassas insanlardır. Ama bekleyin. Dediğim gibi daha önce hiç bu konuda düşünmedim şimdi bir kaç satır geri gidip düşüncelerimin doğruluğunu teyit etmem gerekiyor. Evet dostlarım düşündüm de bir insanın kendi mağarasında yaşaması için hassas kalpli olmasına gerek yok. Kendi yazdıklarımı çürütme zamanı. Hassas kalpliliğin insana Tanrı vergisi olduğu kanısına vardım. Ve yukarda tanımını yaptıpım hassas kalpli insanlar tanımı aslında tamamen mağarasına gömülen insanların tanımı. Evet biraz karışık oldu ama sanıyorum sonuca vardık. Ve şimdi size bahsettiğim "zeki" insanların mağaralarında acı çekip iyice gömülmesine neden olan o duygudan bahsediyim. Gurur... Gurur bahsini ettiğimiz insanların en büyük düşmanıdır. Gurur mağarayı genişletendir. Peki nasıl. Evet her insanda gurur var. Peki neden sadece biz acı çekiyoruz bu kahrolası duygudan. Bu (bence) zekamızı düşünce yönünde yormamızdan kaynaklanan bir şey. Elbette ki sadece zekasını bu yönde kullanan insanlara "zeki" denmesinin sebebi olmalı. Bu insanlar hayatta sınıf atlasınlar veya atlamasınlar kendilerini bilim ahlak sosyal konularda geliştirmiştir. Burada bizi en çok ilgilendiren kısım ahlak. Bahsi geçen insanlar diye uzun uzun yazmayıp bundan sonra ben diye cümleye başlayacağım. Bende bir vakitten sonra öyle bir ahlak oluşuyor ki ortada yazılı veya sözlü ahlak anlayışı olmuyor. Düşünce üzere olan akla ve mantığa uyan bir ahlak anlayışı oluşuyor. Ve verdiğim ahlaki hükümler ne kadar yanlış gözüksede benim gözümden ramak mercek alıp bakılınca müthiş anlamlar kazanıyor. Beni mağaradayken diğer insanların bazılarına kızmaya iten ise olaylara birbirimiz gözünden bakamamız. Evet şuan gerçekten böyle söylüyorum ve göreceksiniz birazdan kendimle çelişeceğim ama hala dediğimin arkasındayım. Şimdi değineceğim konu ise nasıl mutlu olunacağı. Dostlarım eğer şu satıra kadar bahsettiklerimin yarısını dahi anladıysanız çok üzülerek söylüyorum ki hayatınızda hiçbir zaman mutlak mutluluk olmayacak. Evet sevinçli anılarımız olacak. Yeri gelecek güleceğiz fakat inanın bana onlar akıllarımızı uyuşturabilen bir takım olaylar. Uyuşuklar geçip gittiğinde, o mağarada uyandığınızda tekrar yalnızlık sizi boğacak. Ama size iyi niteğinde sayılacak bir haberim var. Dünya üzerinde öyle bir uyuşturucu var ki bırakın mağarımızı başta bahsettiğimiz iç kişiliğimizi öldürebilecek veya dondurabilecek kudrette. Yani demek istiyorum ki dostlar ruhumuzu keşfettirebilecek güçte. Ruhumuz ancak eşini bulduğunda varolduğunu gerçek manada hissetirir bize. Sanırım hangi uyuşturucudan bahsettiğimi anladınız ama yine de söyleyeyim baylar ve bayanlar. Aşk şaka gibi değil mi heralde bu yazıları bir aptal yazıyor olmalı, sizlere dünyada ki insanların çok ama çok büyük bir bölümünün sahip olduğunu iddia ettiği duygunun psikolojik rahatsızları var denebilecek insanları kurtaracağını söylüyorum. Evet dostlarım, fakat önemli açıklamalar ile... Aşk iki insanın hormonları etkisiyle birbirindem hoşlanması veya aile kurmak için (hatta hoşlantı olduğu iddia edilse bile) duyulan duygu değildir. Hormonlardan bahsederken bunu sadece cinsel olarak düşünmeyin dostlarım insanlar tabiatı gereği bir eş ihtiyacı duyarlar fakat bahsetmek istediğim de bu. O boşlukları doldurmak için kurulan ilişkiler değil aşk. Aşkın temel kavramı bence ruh münasebeti. Ve aşık insanların en büyük belirtisi birbirlerinin beyninin içini okuması. Sanırım çok uzattım bu yazıları yazma sebebim mağaramdan bir nebze uzaklaşmaya çalışıp anladığım hatta hâlâ anlamaya çalıştığım Dostoyevskiden kendime örnekler vermekti. Uykuya geçmeden şunu belirtmek isterim ki eğer bu uyuşturucuya benim gibi sahip olabilme şansınız varken olamadıysanız geçici uyuşturucular kullanın yani kitap okuyun. İyi geceler diliyorum. Sefaletten kurtulmanın tek yolu çalışkanlık sanırım.
submitted by emirhanbakan to u/emirhanbakan [link] [comments]


2020.07.31 16:29 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11
https://preview.redd.it/bkq1v2rcd7e51.png?width=640&format=png&auto=webp&s=ae8b2d43ce820e78b0d7e427e4fa97d04b77f937

Marksizm 6

Dönemimizin tarihi açısından, Pierre Joseph Proudhon’un 1848 yılı Fransız Şubat Devrimi sonrasında kendi halkına adalet ve özgürlük toplumu kurmak için ne yapması gerektiğini anlattığı zaman hatırlanmaya değer bir andı. Proudhon, hala, bütün yönleriyle, zamanının tüm devrimci yoldaşları gibi, 1789’da haricen patlak vermiş ve o zamanlar hissedildiği üzere karşı devrim ve müteakip hükümetler tarafından daha başından bastırılmış olan devrim geleneğinde yaşıyordu. Proudhon dedi ki: Devrim feodalizme son verdi. Feodalizmin yerini yeni bir şeyler almalıydı. Feodalizm, Devletin ekonomi alanındaki bir düzeniydi, bağlılıkları açıkça ifade edilmiş askeri bir sistemdi. Özgürlükler yüzyıllar boyu feodalizmin altını oymuştu; sivil özgürlükler giderek daha fazla zemin kazanmıştı. Fakat bunlar, eski düzeni ve güvenliği de, eski birlikleri ve cemiyetleri de tahrip etmişti. Birkaç insan yeni özgürlük ve hareketlilik sayesinde zengin olurken, kitleler zorluğa ve güvencesizliğe maruz kalmışlardı. Hem herkes için özgürlüğü koruyup, genişletip ve yaratıp hem de güvenliği, mülk ve yaşam koşullarının büyük eşitlenişini, yeni düzeni nasıl gerçekleştirebiliriz?
Proudhon, devrimin, militarizme yani hükümete son verip vermeyeceğini; görevinin politikayı toplumsal yaşamla, politik merkeziyetçiliği ekonomik çıkarların doğrudan birliğiyle, insanlara hükmeden değil işle ilgilenen bir ekonomik merkezle ikame etmek olup olmadığını devrimcilerin henüz bilmediğini söyler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon diyor ki, siz Fransızlar, küçük ve orta ölçekli çiftçilersiniz, küçük ve orta ölçekli esnafsınız; tarımda, sanayide, ulaşımda ve iletişimde faalsiniz. Şu ana kadar bir araya gelmek ve birbirinizden korunmak için krallara ve onların memurlarına ihtiyaç duydunuz. 1793’te devletin kralını lağvettiniz ancak ekonominin kralını, altını elde tuttunuz. Böylelikle ülkede bela, düzensizlik ve gelecek kaygısı bıraktığınız için kralların ve memurlarının ve orduların geri dönmesine izin vermek zorunda kaldınız. Otoriter aracıları defedin. Parazitleri ortadan kaldırın. Çıkarlarınızın dolaysız birliğinden emin olun. O zaman feodalizm ve devletin varisi olan bir topluma sahip olacaksınız.
Altın nedir? Sermaye nedir? Bu, bir ayakkabı, masa ya da ev gibi bir şey değildir. Bir şey değildir, gerçek bir şey değildir. Altın, ilişki için bir işarettir. Sermaye insanlar arasında ilişki olarak ileri geri giden bir şeydir. İnsanlar arasında bir şeydir. Sermaye itibardır; itibar, çıkarların karşılıklılığıdır. Şu anda devrim içindesiniz. Devrim – heves, güven ruhu, eşitlenme coşkusu, bütün için gayret arzusu – sizin başınıza geldi, sizin aranızda oluştu: kendiniz için doğrudan karşılıklılık yaratın. Hiçbir parazit, vampir-benzeri aracı olmadan kendi çalışmanızın üretimi ile birbirinize gittiğiniz bir kurum tesis edin. O zaman hiçbir vasi otoriteye ne de en yeni beceriksizlerin, Komünistlerin, bahsettiği siyasi hükümetin mutlak iktidarının ekonomik yaşama aktarılmasına ihtiyaç duymayacaksınız. Görev şudur: ekonomik ve kamusal yaşamda özgürlüğü öne sürmek ve yaratmak ve zorluğun, güvenliksizliğin, eşyanın sahipliği değil de insan ve köle-sahipliğinin hâkimiyeti olan mülkiyetin ve tefecilik olan faizin lağvedilmesi için eşitlenmeden emin olmak. Bir takas bankası yaratın!
Takas bankası nedir? Özgürlük ve eşitlik için dışsal bir biçimden, objektif bir kurumdan başka bir şey değildir. Kim faydalı bir işle uğraşıyorsa – çiftçi, esnaf, işçiler birliği – hepsi, basitçe, çalışmaya devam etmelidir. İşin örgütlenmeye, diğer bir deyişle otoriteler tarafından emredilmesine ya da millileştirilmesine ihtiyacı yoktur. Halkın ihtiyaç duyduğu her şeyin üretimi sırasında marangoz mobilya yapar; ayakkabıcı çizme yapar; fırıncı ekmek pişirir vs. Marangozsun, ekmeğin mi yok? Elbette ki fırıncıya gidip fırıncının ihtiyacı olmayan sandalye ve dolabı teklif edemezsin. Takas banka git ve siparişlerini ve ürünlerini evrensel geçerli çeke dönüştür. Proleterler, ücret için çalışmak üzere müteşebbise bundan böyle gitmek istemiyor musunuz? Bağımsız olmak mı istiyorsunuz? Fakat ne atölyeniz, ne aletleriniz ne de yiyeceğiniz mi var? Bekleyemiyorsunuz ve kendinizi hemen mi kiralamanız gerekiyor? Lakin müşterileriniz mi yok? Diğer proleterler, siz proleterler, hepiniz, sömürücü simsarların aracılığı olmadan ürünlerinizi birbirinizden satın almak istemez misiniz? Sonra kendi alım-satımlarınızdan emin olun, siz ahmaklar! Müşteri muteberdir. Müşteri bugün adlandırıldığı üzere paradır. Sıralama her zaman yoksulluk-kölelik-iş-ürün şeklinde olmak zorunda değil midir? Karşılıklılık, eşyanın yönünü değiştirir. Karşılıklılık doğanın düzenini yeniden sağlar. Karşılıklılık paranın kurallarını kaldırır. Karşılıklılık birincildir: çalışmak ve ihtiyaçlarını karşılamak isteyen tüm insanlara imkân veren, insanlar arasındaki ruhtur.
Proudhon, hiç suçlu aramayın, herkes suçludur, diyor. Bazıları köleleştirir ve diğerleri en temel ihtiyaçları alıp götürür ya da en az ihtiyacı geride bırakır yahut acenta ve denetmenler olarak köleleştiren efendilere hizmet eder. İntikam ruhu, öfke ya da yıkıcılıktan meydana gelmeyecektir, yeni toplum. Yıkım, yapıcı bir ruh ile gerçekleştirilmelidir. Devrim ve muhafaza etme birbirini dışlamaz.
Eski Romalıları taklit etmekten vazgeçin. Jakobit[1] diktatörlük rolünü geçmişte oynadı fakat tribünlerin büyük tiyatroları ile güzel davranışlar sizin toplumunuzu yaratmaz. Gerçek hayatta yürütülmelidir. Faydalı nesneleri yeterli miktarda yaparsınız; faydalı şeyleri adil dağılım ile tüketmek istersiniz; o halde doğru bir biçimde takas etmelisiniz.
Çalışma ile yaratılmamış şeyin, der Proudhon, değeri yoktur; işçiler kapitalistlerin üstünlüğünü yaratmıştır ve siz yarattığınız değerleri saklayıp kullanamazsınız çünkü siz yalıtılan ve mal sahiplerinin servetini artıran ve böylelikle onlara köleler ve mülk üzerinde iktidar sağlayan mülksüz insanlarsınız. Fakat bu durumda o, sadece imtiyazlının elindeki birikmiş malın mevcut stoklarına bakmanın ve de bunları sadece siyaset ya da şiddet yoluyla onlardan almayı düşünmenin ne kadar çocukça olduğunu söyleyebilir. İşçiler tarafından yaratılan değer her zaman değişir, her zaman dolaşımdadır. Bugün değer, kapitalistten tüketici olarak işçi aracılığıyla kapitaliste geri döner; değer, kapitalistten tüketici işçilere gitsin fakat onlardan tekrar kapitalistlere değil, aynı işçilerin, üreten işçilerin ellerine dönsün diye kendinizin karşılıklı davranış biçimini dönüştürerek yeni kurumlar tesis edin.
Proudhon tüm bunları, benzersiz bir güçle, ciddiyet ve coşkunluğun, tutkunun ve objektifliğin büyük bileşimi ile kendi halkına söylemişti. Proudhon, devrim, çözülme, geçiş ve kapsayıcı ve temel önlemler olasılığı anında yeni toplumu yaratacak, hükümetin son yasası olacak ve hükümeti söylendiği gibi geçici hükümet yapacak bireysel adımları ve kararları önermişti.
Ses oradaydı fakat dinleyiciler yoktu. Doğru zaman oradaydı fakat geçip gitti ve şimdiyse sonsuza dek yok oldu.
Proudhon biz sosyalistlerin yeniden keşfettiği şeyi; sosyalizmin her zaman mümkün ve her zaman imkânsız olduğunu biliyordu. Sosyalizm, doğru insanlar onu istediğinde diğer bir deyişle onu eyleme koyduğunda mümkündür ve insanlar onu istemediğinde ya da sözüm ona onu isteyip ona göre harekete geçemediğinde imkânsızdır. O yüzden bu adamın sesi duyulmadı. İnsanlar onun yerine incelediğimiz ve reddettiğimiz yanlış bilimi sunan, sosyalizmin kapitalist büyük sanayinin doruk noktası olduğu ve çok az kapitalistin şimdiden neredeyse sosyalist olmuş kurumların özel mülkiyetine sahip olduğunda geldiğini, böylelikle birleşmiş proleter kitlelerin özel mülkiyeti toplumsal mülkiyete geçirmesinin kolay olacağını öğreten bir başka sesi duydu.
Sentez adamı Pierre Joseph Proudhon yerine, analiz adamı Karl Marx duyulmuş ve dolayısıyla çözülme, çürüme ve çöküşün devam etmesine izin verilmişti.
Analiz adamı Marx, kendi kelime haznesinde hapsedilen sabit, katı kavramlarla çalıştı. Bu kavramlarla Marx, gelişim yasasını açıklamak ve adeta zorla kabul ettirmek istedi.
Sentez adamı Proudhon kapalı kavramsal kelimelerin yalnızca daimi devinim için sembol teşkil ettiklerini bize öğretti. Kavramları akan devamlılık içerisinde eritti.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon, şey-kelimeleriyle ilgili hiçbir sorunu çözmeyi istememiş; hareketleri belirleyen kapalı şeyler ve ilişkiler, apaçık bir varlık, oluş, kaba görünürlük, görünmez değişim yerine ve son olarak – en olgun yazılarında – toplumsal ekonomiyi psikolojiye dönüştürmüştür. Öte yandan psikolojiyi de kaba bireysel psikolojiden – ki bireyden yalıtılmış bir şey çıkarır – insanı bir dizi sonsuz, bölünmez ve ifade edilemez oluş şeklinde tasavvur eden toplumsal psikolojiye dönüştürmüştür. Bu bakımdan Proudhonizm diye bir şey yoktur, sadece Proudhon vardır. O halde Proudhon’un belli bir an için hakikatle ilgili söyledikleri, şeylerin on yıllardır devam etmesine izin verildiği günümüzde, artık uygulanamaz. Geçerli olan yalnızca Proudhon’un düşüncelerinde baki olandır; kendisine ya da geçmiş herhangi bir tarihsel ana körü körüne dönmek için hiçbir girişimde bulunulmamalıdır.
Marksistlerin Proudhon hakkında söyledikleri, yani onun sosyalizminin küçük burjuva ve küçük çiftçi sosyalizmi olduğu, bizim de tekrar etmemize izin verin, tamamen doğrudur ve onun en yüksek unvanıdır. Onun sosyalizmi, diğer bir ifadeyle, 1848 ila 1851 arası sosyalizmi, Fransız halkının 1848 ila 1851 arası sosyalizmidir. O anda mümkün ve gerekli olan sosyalizm idi. Proudhon, bir Ütopyacı ya da bir peygamber değildi; bir Fourer de değildi, Marx da. Eylem ve kavrama adamı idi.
Burada açıkça 1848-1851 yıllarının adamı olan Proudhon’dan bahsediyoruz. Bu adam şöyle söylemişti ve yaşadığı çağ onun böyle söylemesi için teşekkül etmişti: “Siz devrimciler, eğer bunu yaparsanız, büyük dönüşümü başaracaksınız.”
1848 yılının adamından olduğu kadar öğrenecek şeyimiz olan sonraki yılların adamı, devrimden sonra söylediği devrimci konuşmaları, beyhude melodramatik ya da pornografik bir öz-taklit ile tekrar etmeyi istemedi. Her şeyin kendi zamanı vardı ve devrim sonrasındaki her an, geçmişin büyük anında yaşamları durmamış herkes için devrim öncesi zamandı. Proudhon, aldığı pek çok yaradan kaynaklı kanamaya rağmen yaşamaya devam etti. O zaman şunu sordu kendisine: “Ben, eğer yaparsanız dedim; fakat neden yapmadılar?” Cevabını buldu ve sonraki çalışmalarında bu cevabı yazdı. Bu cevabın bizim dilimizdeki karşılığı şudur: “Çünkü ruh yoktu.”
Ruh, o zaman da yoktu ve 60 yıldır da yok ve hiç olmadığı kadar derine batıp kayboldu. Şu ana kadar gösterdiğimiz her şey bir cümle ile özetlenebilir: Tarihte öngörülen sözüm ona doğru anı beklemek bu hedefi daha da uzak bir tarihe ertelemiş ve bulanık bir karanlığa itmiştir; ilerlemeye ve gelişmeye duyulan güven gerilemenin adı idi ve bu “gelişme” dış ve iç koşulları yozlaşmaya daha da çok adapte etti ve büyük değişimi hiç olmadığı kadar uzak kıldı. Marksistler, insanlar kendilerine inandığı sürece “Henüz zamanı değil!” derken haklı olacaklar ve asla daha az değil, her zaman daha fazla haklı olacaklar. Bir deyişin, bu deyiş söylendiği ve çabucak duyulduğu için doğru olduğunu söylemek yaşamış ve meydana gelmiş en korkutucu çılgınlık değil midir? Ve herkesin oluşu, sanki nihai, tamamlanmış bir oluşmuş gibi ifade etme girişiminin, insanların zihinlerinde bunun güç kazanması halinde biçim ve yaratıcılığın güçlerini eninde sonunda zayıflatmak zorunda olduğunun farkına varması gerekmez mi?
Marksizme yılmadan saldırmamızın sebebi budur. Bu yüzden işin peşini bırakamayız ve ondan tüm kalbimizle nefret etmeliyiz. Marksizm bir tarif ve bilim değildir. Öyleymiş gibi davranmaktadır; fakat acizliğe yadsıyıcı, yıkıcı ve sakatlayıcı bir çağrı, irade eksikliği, teslimiyet ve kayıtsızlıktır. Sosyal Demokrasi’nin detaylar üzerinde arı-gibi çalışması – laf arasında söyleyelim Sosyal Demokrasi, Marksizm değildir – bu yetersizlik onun yalnızca öteki yüzüdür ve yalnızca sosyalizmin orada olmadığını ifade eder zira sosyalizm küçük ve büyük meselelerde bütünü hedefler. Bu tür bir detaylı olmayan çalışma sadece kasırgadaki bir kuru yaprak gibi mevcut anlamsızlığın döngüsünde, sadece pratiğe geçirilen, sürüklenişi reddedilecektir.
Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler. Marksistler, Hegel tarzında bir ilerlemeye inanırken, revizyonistler Darwin tarzı bir evrimin taraftarıdırlar. Artık felakete ve aniden oluşlara inanmıyorlar; kapitalizmin ani bir devrim ile sosyalizme dönüşmeyeceğine fakat tedricen daha katlanılabilir bir biçim alacağına inanıyorlar.
Bunlardan bir kaçı sosyalist olmadıklarını kabul etmeyi tercih edebilir ve parlamentarizme ve parti politikalarına, oy toplamaya ve monarşizme adaptasyonlarında şaşırtıcı bir biçimde başarılı olabilirler. Diğerleri ise kendilerini hala tümüyle sosyalist olarak görebilir. Bunlar, işçilerin özel durumlarında, sözde endüstriyel anayasalcılık sayesinde işçilerin üretimdeki payında ve tüm ülkelerde demokratik kurumların genişlemesi sayesinde kamusal ve yasal koşullarda daimi, yavaş ve fakat durmayan bir iyileşme gördüklerine inanırlar. Hem kabul ettikleri hem de kısmen sebep oldukları Marksist doktrinin başarısızlığı üzerinden kapitalizmin hâlihazırda sosyalizm yolu üzerinde bulunduğunu ve bu gelişmeyi enerjik bir biçimde teşvik etmenin de sosyalistlerin görevi olduğu sonucunu çıkarırlar. Bu görüşleriyle, Marksizm’in ilk başta söylediği şeyin çok da uzağında düşmezler. Sözüm ona radikaller de her zaman aynı yol üzerindeydiler ve sadece bu görüşün devrimcilikle kırbaçlanmış ve bir araya gelmiş seçmen kitlelerine söylenmemesi dileğine sahiptirler.
Marksistlerin revizyonistlerle olan gerçek ilişkisi şu şekildedir: Marx’ın ve onun en iyi havarilerinin aklında, koşullarımızın tamamı kendi tarihsel bağlamları içerisinde yer aldığı ve bunların genel kavramlar altında toplumsal yaşamımızın detaylarını düzenlemeye çalıştığı vardır. Revizyonistler, yerleşik genellemelerin yeni doğan gerçekliklerle örtüşmediğini çok net gören fakat yine de çağımızı külliyen, yeni ve temelde farklı bir şekilde anlamaya ihtiyaç duyan karakteristik şüphecileridirler.
Marksizm, bir süre için, çok sayıda ıskat edilmişin kendi yoksulluğunun, doyumsuzluğunun farkına varmasına ve topyekûn bir değişim için ideal bir haleti ruhiyeye yol açmıştır. Bu süremezdi çünkü söz konusu bilimsel aptallığın ektisi altında kitleler beklemeye yönelmiş ve herhangi bir sosyalist faaliyet yapamaz hale gelmiştir. Bu şekilde, kitleler, siyasi ve demagojik yöntemlerle sürekli cesaretlendirilmemiş olmasalardı, tedrici bir dinginlik ve sakinlik çoktan kitlelere geri dönerdi. Revizyonistler erken kapitalizmin en kötü barbarlığının ortadan kalktığını, işçilerin proleter koşullara daha da alıştığını ve kapitalizmin hiçbir şekilde kendi çöküşüne yakın olmadığını şimdilerde görüyorlar. Elbette bizler, bunların tamamında, kapitalizmin sürdüğü muazzam tehlikeyi görüyoruz. İşin aslı, işçi sınıfının durumu – bir bütün olarak görüldüğünde – iyileşmemiştir. Aksine yaşam daha da zor ve nahoş bir hal almıştır. O kadar nahoş bir hale gelmiştir ki işçiler neşesizleşmiş, ümitsizleşmiş ve ruh ve karakter bakımından yoksullaşmıştır. Fakat en önemlisi sosyalizm için mücadele, doğru mücadele, münhasıran acıma hislerine ya da öncelikle belli bir insan sınıfının kaderine bağlı olmaz. Toplumun temellerinin tümden dönüşümü ile ilgilidir. Hedefi yeni bir yaratımdır.
Bizim işçilerimiz bu halet-i ruhiyeyi giderek kaybetmiştir (zira hiçbir zaman halet-i ruhiyeden daha fazlası olmamıştır), çünkü Marksizmde çözülme ve iktidarsızlık unsurları başından itibaren öfke kuvvetlerinden daha güçlüydü ve herhangi bir olumlu içerikten de yoksundu. İşçi sınıfının, Tanrının ya da tarihsel zorunluluk gereği gelişimin seçilmiş insanları değil, daha ziyade en şiddetli acı çeken insanların bir kısmı olduğunu hâlihazırda bilenler açısından revizyonizm fenomeni ve onun hoşgörülü şüpheciliği sadece eylemsizlik, kararsızlık ve kitlelerin rehaveti üstündeki “ideolojik üstyapı”dır ve işçi sınıfı sefalete eşlik eden ruhsal değişimler yüzünden bilgi elde etmeyi en zor iş olarak görecektir. Bu alandaki tüm genellemelerden kaçınmak en iyisidir. İşçi sınıfı oldukça farklıdır ve acının çok farklı insanlar üzerinde her zaman çok farklı etkileri olur. Fakat acının büyük kısmı birinin kötü durumunun kavranmasıdır ve en azından bu ölçüde hiç acı çekmemiş kaç proletarya vardır!
Devrim başarısız olduktan sonraki zamanlarda, devrimden önceki bu altmış yıl boyunca, ilişkilerin nasıl değiştiğini biliyoruz. Bunlar kapitalizmin uyumunun, proleterleşmenin on yılları idi ve pek çok açıdan hâl-i hazırda kalıtsal hale gelmiş gerçek bir adaptasyondu. İnsanlar arasındaki ilişkilerde bozulma vardır ki bireysel insanlara ait pek çok bedenin şimdiden fark edilir bir biçimde çürümesine dönüşmüştür.
Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir.
Burada bahsettiğimiz muazzam bir tehlikedir. Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir. Buna rağmen insanlar birbirine karşı çok aptalca, çok alçakça hareket edebilir. Tümüyle esarete teslim olabilir ve kendi gaddarlıklarını kabul edebilir: Tüm bunlar insanlar arasında bir şeydir, kendilerine kararlı, canlı duyguların hizmet etmesi halinde işlevsel ve gelecek nesilde ya da hâlihazırda yaşayan insanlarda değiştirilebilen bir şeydir. Toplumsal ya da genellikle söylendiği gibi psikolojik ilişkiler meselesi olduğu müddetçe bu durum henüz kötü değildir. Kitlesel sefalet, yoksulluk, açlık, evsizlik, psikolojik yılgınlık ve ahlak bozukluğu ve zevk düşkünlüğü, aptalca lüks, militarizm, ruhsuzluk – hepsi, oldukları halleriyle kötüdürler, isabetli bir doktor gelirse yaratıcı ruhtan, büyük devrimden ve yenilemeden (regeneration) çıkarsa bunları tedavi edilebilir. Fakat tüm zorluk ve baskı ve ruhsuzluk insanlar arasında bir şeyler olmaktan çıkarsa, ruhta bulunan ilişkiler bozulursa, adına ruh dediğimiz insanlar arası ilişkiler kompleksine bundan böyle rahatsızlık vermezse, kronik yetersiz beslenme yerine, alkolizm, uzun süreli acımasızlaşma, sürekli tatminsizlik, akut ruhsuzluk (ki ruh ve sosyal yapı açısından önemi, ağı açısından örümceğin önemi gibidir) bireysel bedenlerde kapsamlı etkilerle birlikte değişimlerle sonuçlanırsa, o zaman hiçbir çare yardımcı olamayacaktır ve halk ya da halkların tüm kesimleri yıkıma mahkûm olabilecektir. Halkların her zaman yok olması gibi, onlar da yok olacaktır: diğer, sağlıklı halklar bunların efendileri olur ve halkların karışımına dönüşür ve hatta bazen de kısmi imha yaşanır – eğer, en azından diğer, sağlıklı halklar hala yaşıyorsa. Kimse uluslar tarihinin ilk dönemlerinden analojilerle ucuz oyunlar oyamamalıdır. Çünkü zamanı geldiğinde, şeyler, gene, sözde ulusların göçü denilen zamanlarda yaptıkları gibi ilerlemek zorunda değildir. İnsanoğlunun başlangıç zamanlarında yaşıyoruz ve bu yeni başlamış insanoğlunun sonunun başlangıcı olabileceği tümüyle göz ardı edilemez. Belki de hiçbir çağ gözlerinin önünde dünyanın sonunun bu kadar tehlikeli bir biçimde belirdiğini biziler kadar görmemiştir.
Gerçek ilişkiler kompleksi bakımından insanoğlu, dışsal bağlarla ve içsel çekimle ve ulusal sınırları aşan dürtüyle bir arada duran bir dünya toplumu elbette ki henüz mevcut değildir. Fakat bunun vekilleri oradadır ve bunlar bir ersatz’dan daha fazlası olabilir. Bunlar, başlangıç olabilir: dünya pazarı, uluslararası anlaşmalar ya da hükümet politikaları, uluslararası örgütler ve çeşitli türde kongreler, küre çevresinde trafik ve iletişim, bunların hepsi, eşitlik olmasa bile, en azından çıkarların özümsenmesini, gelenekleri, sanatı veya sanatın modaya uygun yedeğini, teknoloji ruhunu, siyasi biçimleri daha da çok yaratmaktadır. İşçilere de bir ulustan diğerine giderek daha fazla ödünç verilmektedir. Dahası tüm ruhsal gerçeklikler – din, sanat, dil, genelde ortak ruh – orada ikişerli bulunmaktadır ya da bize doğal bir zorunluluk gereği ikişer ( birincisi birey ruhunda nitelik olarak ya da meleke olarak ve ikincisi insanlarla yaratıcı örgütler ve birliklerin iç içe geçtiği bir şeyler olarak) görünmektedir. Tüm bunlar özensiz bir biçimde ifade edilmiştir. Geçiş yaparken düzeltilebilecek olan hemen yapılacaktır fakat bu zamanda bu dil eleştirisi uçurumunun ve fikirler teorisinin (ikisi de birbirine aittir) derinine inemeyiz. Tüm bunlara şunu söylemek için değinildi: medeniyet (humanitas), humanité, humanity ve beşeriyet ki bunlara şimdilerde göstermelik merhametli bir lütuf, zayıflatılmış ve derinlik yoksunu bir ifade ile “insaniyet”(humaneness) diyoruz – tüm bu kelimeler, aslen sadece bireyde yaşayan ve hükmeden insanoğluna atfedilmekteydi. Bir zamanlar, en azından Hıristiyanlığın tam zamanında çok güçlü bir şekilde vardı, fiziken çokça hissediliyordu. Özdeş toplum olarak mütekabiliyet bireyde temerküz eden ve bireyler arasında büyüyen beşeriyete geldiğinde ancak dışsal anlamıyla gerçek beşeriyete varabileceğiz. Bitki tohumunda bulunur, tıpkı, tohumun, atalarına ait bitkilerin sonsuz zincirinin cevheri olması gibi. İnsanoğlu hakiki varlığını bireyin insaniliğinden alır. Bireyin insaniliğinin sadece geçmişin sayısız neslinin varisi olması da tıpkı böyledir. Olan şey oluştur, küçük evren (mikrocosm), evrendir (macrocosm). Birey halktır, ruh toplumdur, düşünce birlik bağıdır.
Fakat bildiğimiz birkaç bin yıllık tarihte insanoğlu ilk kez tam anlamıyla ve tam kapsamlı olarak haricen birleşmek istiyor. Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir. Tüm dünyada insanoğlu yaratılmak istemektedir ve bunu, eğer birleşmiş insanoğlunun başlangıcı, sonu olmayacaksa, insanoğlunun başına güçlü bir yenilenme geldiği o anda istemektedir. Önceden bu tür bir yenilenme genellikle geri kalandan ve kültürel karışımdan ortaya çıkan yeni halklar ile ya da göç alan yeni ülkelerle özdeşti. Halklar birbirine ne kadar çok benzerse ülkeler o denli yoğun iskâna tabi oluyordu ve dışarıdan veya içeriden bu tür bir yenilenme için umut da o kadar az oluyordu. Hâlihazırda kendi halklarımızdan ümit kesmek isteyenler ya da en azından zihinlerin radikal yenilenmesi için dış dürtünün ve canlı enerjinin dışarıdan, şifalı uykularından yeni uyanmış eski halklardan gelmesi gerektiğine inananlar, hala, Çin, Hindu ya da belki Rus halkları için umut inşa edebilir. Bazıları, çocuksu Kuzey Amerikan barbarlığı arkasında belki de hala saklı kalmış bir idealizmin ve fevkalade patlak verecek coşkun bir ruha ait fazla enerjinin olduğunu yine de ümit edebilir. Ancak 40 ya da 50 yaşlarında olan bizlerin bu romantik beklentiler yüzünden gene de hayal kırıklığı yaşayacağımız ve Çinlilerin Batıyı taklitte Japonya’yı takip edeceği, Hinduların salt çürüme kanallarına hızlıca geri kaymak, vs. için yükseleceği akla yatkındır. Asimilasyon çok hızlı ilerlemektedir. Medeniyet ve medeniyetle birlikte gerçek fiziki ve psikolojik çöküş yayılmaktadır.
Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir.
İhtiyacımız olan cesareti ve ivediliği elde etmek için kendimizi bu boşluğa bırakmalıyız. Bu sefer yenilenme bilinen herhangi bir zamana kıyasla daha güçlü ve farklı olmalıdır. Sadece kültür ve beraberinde yaşamın insani güzelliğini arıyor değiliz. Bir çare arıyoruz; kurtuluş arıyoruz. Yeryüzünde bugüne kadar var olmuş en büyük dışsal katman yaratılmalıdır ve bu katman, imtiyazlı tabakada – küresel insanoğlu – şimdiden hazırlanmaktadır. Yine de bu, harici bağlarla, anlaşmalarla ve hükümetsel yapı ya da korkunç buluş olan dünya devleti ile gelemeyecek, ancak en küçük grupların, yukarıdaki tüm toplulukların yeniden tesis edilmesi ve en bireysel bireyselcilik ile gelecektir. Şümullü bir toplum inşa edilmeli ve inşa küçük ölçekte başlamalıdır; tüm mıntıkalara uzanmalıyız ve bunu da ancak çok derin kazarsak yapabiliriz zira bundan böyle dışarıdan daha fazla yardım gelemez. Artık işgal edilmemiş hiçbir toprak yoğun kalabalık halkları yerleşmeleri için davet etmeyecektir; insanoğlunu tesis etmeliyiz ve bunu ancak insanilikte bulabiliriz. Bunun da sadece bireylerin gönüllü ilişkisinde ve doğal olarak birbirlerine yakınlaşan, aslında bağımsız insanlar topluluğundan yükselmesini sağlayabiliriz.
Ancak şimdi biz sosyalistler rahat bir şekilde nefes alıp kaçınılmaz zorluğu, görevimizi, varlığımızın bir parçası olarak kabul edebiliriz. Şimdi, fikrimizin bizim benimsediğimiz bir fikir değil de bizi seçim yapmaya – ya peşinen insanoğlunun gerçek yıkımını tecrübe etmeye ya da bu yıkımın çevremizde aşınan başlangıçlarını seyretmek veya kendi eylemimizle yükselişin ilk başlangıcını yapmaya – sevk eden çok güçlü bir dürtü olduğunu içten bir kesinlikle hissediyoruz.
Burada muhtemel bir gerçekliğin bir kuruntusu olarak tehdit etmesine izin verdiğimiz dünyanın sonu elbette ki neslin ani olarak tükenmesi değildir. İçinde karşı konulamaz türde bir kaide bulma eğilimi ve analojiye karşı uyarıda bulunuyoruz çünkü kimi çöküş dönemlerinin ardından gelen büyük dönemleri biliyoruz. Durumu gözümüzde canlandırdığımızda, hangi emsalsiz hızla ulusların ve sınıfların bu kapitalist medeniyette birbirine daha da benzer hale geldiğini; proleterlerin nasıl sıkıcı, uysal, kaba, dışsal ve artan ölçüde alkolik olduğunu; dinlerini kaybetmeleri ile her tür içsel hissi ve sorumluluğu nasıl kaybettiklerini; tüm bunların fiziki etkilerinin nasıl olduğunu; üst sınıfların siyaset, kapsamlı görüş ve belirleyici eylem açısından güçlerini nasıl kaybettiğini; sanatın züppelik, modaya uygun değersiz ve arkeolojik ve tarihsel taklit ile nasıl ikame edildiğini; nasıl eski din ve ahlak ile her sıkı standardın, her kutsal ittifakın, her karakterin sağlamlığının kaybedilmekte olduğunu, kadınların yüzeysel kösnüllük ve renkli, dekoratif şehvet girdabına nasıl çekilmekte olduğunu; doğal düşünülmemiş nüfus artışının tüm halk katmanlarında azalmaya nasıl başladığını ve bilim ve teknolojinin rehberliğinde çocuksuz seks ile ikame edildiğini; sorumsuzluğun, hâkim koşullar altında neşesiz iş yapmayı artık kaldıramayan proleterlerle vatandaşlar arasındaki tam da en iyi unsurları nasıl istila ettiğini görüyoruz. Eğer tüm bunların toplumun her katmanında nevroza ve histeriye dönüşmeye başladığını nasıl görüyorsak, o zaman kişi, iyileşme için, yeni kurumların yaratılması için kendisini toplayacak olan halkın nerede olduğunu sormalıdır. Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir. Ruhun böyle birliktelikleri aile, kooperatif, profesyonel grup, topluluk ve ulus olarak yarattığı yerde özgürlük vardır ve insanoğlu da burada vücut bulabilir. Fakat ruhun yerini almış tahakkümün, cebri kurumlarında ruh yerine şimdilerde neyin köpürmeye başladığını biliyor muyuz, bu ikameye katlanabileceğimizden emin olabilir miyiz? Ruhsuz özgürlük, kösnül özgürlük, sorumsuz haz özgürlüğü? Ya da tüm bunların kaçınılmaz sonucunun en dehşetli eziyetler ve yalnızlık, en dermansız zayıflık ve hissiz umursamazlık mı olacak? Acaba bir coşkun duygu ve yeniden doğuş anı ve büyük kültürel topluluklar federasyonu devrinin anını hiç yaşayacak mıyız? Şarkıların insanlarda yaşadığı, kulelerin birliği ve coşkuyu cennete taşıdığı ve ruhlarında halkın temerküz ettiği insanları yüceltmek suretiyle büyük işlerin halkın büyüklüğünü temsil etmek için yaratıldığı zamanlar hiç olacak mı?
Bilmiyoruz ve bu yüzden buna teşebbüs etmenin görevimiz olduğunu biliyoruz. Geleceğin sözde biliminden şu anda tamamen kurtulduk. Sadece hiçbir gelişme yasası olmadığını biliyor değiliz. Güçlü tehlikeyi, şimdiden çok geç kalmış olabileceğimizi, tüm teşebbüslerimizin ve eylemlerimizin belki de artık yardımcı olamayabileceğini dahi biliyoruz. Ve bu yüzden kendimizdeki, tüm bilgilerimizdeki son bağlarımızı da atıp kurtulduk, daha fazlasını biliyor değiliz. Tarif edilmemiş ve belirsiz bir şeyler önünde ilkel bir adam gibi duruyoruz. Önümüzde hiçbir şey yok ve her şey yalnızca kendi içimizde var: bizde gelecekteki insanoğlunun değil geçmişteki insanoğlunun realitesi ya da etkinliği var; dolayısıyla bu realite ya da etkinlik aslen içimizde var. Başarı bizim içimizdedir. Bizi yolumuza koyan aldatılamaz görevimiz içimizdedir. Yapılanın ne olması gerektiğinin imgesi içimizdedir. Süflilik ve sefaleti geride bırakma ihtiyacı içimizdedir. Adalet hiç şüphesiz ve amansız içimizdedir. Karşılıklı yanıt arayan ahlak ve herkesin çıkarını tanıyan akıl içimizdedir.
Burada yazıldığı gibi hissedenler, en büyük cesareti en büyük ihtiyaçtan doğanlar, her şeye rağmen yenilenmeye teşebbüs etmek isteyenler – şimdi onların toplanmasına izin verin; çağrılanlar onlardır; uluslara ne yapılması gerektiğini söylemeleri ve halkların işe nasıl başlayacaklarını göstermeleri için onlara izin verin.
Çev: Nesrin Aytekin
[1] İngiltere kralı 2. James yanlısı.

https://itaatsiz.org/?p=5532
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.25 11:00 Asusnur GRRM - 2001 Söyleşileri -1

Bu çeviri @
26 Mayıs 2020
Brienne hakkında genetik olarak erkek(yani y kromozonu barındırdığı) teorisi yazar tarafından çürütüldü. Brienne’nin Renly ve Jamie’den büyük ve ağır(6 feet varmış) ama Hodor’dan, GreatJon’dan(Jon Umber, Cragen Stark’ın torunu Serena’nın kocası) Sandor ve Gregor Clagane’den küçük, Robert ile kabaca aynı olduğunu söyledi.
Robert’ın İsyanı’nın ilham kaynağı İlyada Destanı mı? Çoğu yazar gibi birçok şeyden esinleniyorum ama İlyada hiçbir zaman doğrudan bir etki değildi.
Ned ve Ashara aşkı Romeo ve Juliet’den mi esinlenildi? Üzgünüm, hayır.
Martin, gençliğinde olan olayları anlatan yaşlı adamların(Barristan Selmy’i kastederek) bazı hikayeleri karıştırmasının normal olduğunu kendinden örnek vererek anlattı. (Altında bir şeyler aramaya lüzum yok.)
Bazı hayranlar saç renklerinde tutarsızlık görmüş, Martin bu durumu belki de saçlarını boyatmıştır şeklinde açıklamış, bu konulara fazla takılmamak gerektiğini ima etmiştir.
Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm. Ama Roose Bolton’un ihanetiyle ilgili bir sorum var. Bazıları Robb’un Kışyarı’ndan ayrılmasıyla Lord Bolton’un planlarına başladığını ve amacının diğer haneleri zayıflatıp Robb’u indirmek olduğunu söylüyor. Ben, Roose’un Stannis’in yenilgisi ve Yüksekbahçe-Lannister ittifakından sonra ihanet etmeye başladığına inanıyorum. Bunlardan herhangi birini açıklığa kavuşturabilir misiniz yoksa daha sonra açıklanacak bir şey mi olacak? Lord Bolton’un aklında her türlü şey olabilir. Bu düşüncelerin herhangi biri üzerinde hareket edip etmeyeceği başka bir konudur. Roose, düşüncelerini kendine saklayan bir adamdır. Mesela Yeşil Çatal Savaşı’na bakın, eğer Lord Tywin’in orduları hazırlıksız yakalansaydı; Lannister adamlarını katledecek ve kahraman olacaktı. Kazanmasaydı… Bunu zaten biliyorsunuz.
Yazar, kontrol dereceleri farklı olsa da tüm Stark çocuklarının derideğiştiren olduğunu kabul etti. Ayrıca Bran-Yaz bağının özel bir durum olduğunu söyledi.
Diken Kraliçesi Joffrey’i zehirledi mi? LF böyle söylüyor, yalan söyler mi?
Zehir neydi? Strangler
Bence Hayalet’in bulduğu boru gerçek Kış Borusu’dur. Bu konu hakkında yorum yapabilir misiniz? Hayır. Okumaya devam et.
Ayrıca Colhands’in Benjen Stark olduğuna inanıyorum, bunu onaylayabilir misiniz? Önceki cevaba bakınız.
Sondan ikinci soru. ASOS ve ADWD arasında 5 yıllık atlama olmamalı. Sonuca ulaşmamış bir sürü olay var ve bunları göstermemek pek adil değil. Önemli olan hiçbir şey kitaplardan çıkarılamaz.
Son sorum yemin ederim. Kızıl Yılan Prens Oberyn’i öldürmemeliydiniz. O tüm karakterleriniz içinden en ilginç ve en havalısıydı.(@ElissaFarman ) Kızlarıyla tanışana kadar bekle. Clagane’nin onu öldürecek güce sahip olmasının hiçbir yolu yok. Oberyn de böyle düşünüyordu. Ünlü son sözler…
"Buz ve Ateşin Şarkısı" dizisini okumaktan ne kadar keyif aldığımı söyleyerek başlayayım. Onları Güllerin Savaşı’na benzettim ve içine çekildim. Her zaman bir Yorkist oldum. Ben de. Shakespeare’in Richard’ı, gerçek tarihsel Richard’la ilgisi olmasa bile harika bir karakter.
Valyrian çelikleriyle ilgili bir soru. Onların bu kadar özel olmasının sebebi nedir? Aslında dövme teknikleri ve büyüler. Valyrian çeliğinin yapımında sihir vardır.
Başka bir deyişle, bir demirci nasıl yapıldığını bilseydi, eşit derecede bir kılıç üretebilir mi? Sihri çalışamazsa olmaz.
Yoksa Yüzüklerin Efendisi’ndeki Aragorn’un Anduril’i gibi, yeniden dövülebilen ancak sıfırdan yapılmayan bir şey mi, yoksa bana mı öyle geldi? Valyria Kıyameti’nden bu yana durum buydu.
En soğuk Aralık’lardan birini yaşadım ve serideki kışa oldukça ilgi duyuyorum. Bir sonraki kitapta Batıdiyar kara gömülecek mi? Hayır. Kış Rüzgarları’na kadar gerçek manada kötü bir hava olmayacak ama yavaş yavaş hissedilmeye başlayacak.
Meşgul olduğunuzu biliyorum, bu yüzden soruma tek kelimelik bir cevap verebilirsiniz, kurtlarınız grikurtlar gibi mi?(ama büyüğü) Tüylüköpek’in kürkü siyah. Bu da onun alfa kurt olduğu anlamına gelir. Ulukurtlar, tarih öncesi kurtların gerçek bir türüydü. Uzun süredir soyları tükenmiş durumdalar, bu yüzden onlar hakkında bilemeyeceğimiz çok şey var … ama kendi ulukurtlarım için çoğunu kullandım. Tabii ki, bir fantazinin her şeyi daha büyük ve daha muhteşem hale getirme ayrıcalığından da faydalandım. Ulukurtlar modern kurtlardan daha büyüktü, ancak versiyonlarım kadar büyük değildi.
Akraba katilleriyle ilgili Batıdiyar’da bir tabu var ve biz bunu anlamaya çalışıyoruz. Sadece bir akrabayı kendi elinizle öldürdüğünüz durumla mı sınırlı, yoksa akrabaların ölümüne yol açan herhangi bir şey içeriyor mu? Başka bir deyişle, Renly’nin ordusu Stannis’i yendiyse ve Stannis Loras Tyrell’in elinde savaşta ölürse, Renly bir “akraba katili” olarak kabul edilir mi? Belki bazıları tarafından… Diğer her şeyde olduğu gibi akrabalıkta dereceler vardır. Bir erkek kardeşin öldüğü bir savaş yaşanabilir, ancak onu kendi elinizle öldürmek çok daha kötü olarak kabul edilir. Önerdiğiniz senaryoda, Renly’nin Stannis ile ilgili herhangi bir emir verip vermediği başka bir faktör olabilir. Loras’a onu öldürmesini emretti mi, yoksa kardeşini öldürene bir ödül mü teklif etti? Adamlarına kardeşini canlı getirmelerini söyledi mi? Konuyu her iki şekilde de ele almalı. Belli suçluluk dereceleri var, buna bağlı olarak … Bir diğer faktör akrabalık derecesi. Bir ebeveyni öldürmek muhtemelen bir kardeşi öldürmekten daha kötüdür, ancak her ikisi de uzak bir kuzeni öldürmekten çok daha kötüdür. Lord Karstark, Robb’u suçlamaya çalışırken bu yönü uzatıyordu … ama elbette başını kurtarmayı umuyordu.
Özellikle sordum çünkü birçok kişi Robb’un ölümüne neden olan Jaime’i serbest bırakan Cat olduğunu düşünüyor. Bu konuda fikriniz ne? Bu nedenle, Cat’in eylemlerinin aptalca ve tamamen duygusal olduğunu düşünüyor musunuz? Size eylemlerini gösterdim ve onlara yol açan düşünce süreçlerini görmenize izin verdim. Bunun ötesinde, yorumları okuyucularıma bırakacağım.
Lord Tywin, Harrenhall’ı neden Lorch’a bıraktı? Kanlı Oyuncular’a nasıl güvendi? Tywin muhtemelen onları küçümsedi ve Roose’un böyle cömert bir teklifte bulunacağını düşünmedi.
Tywin Lannister’ın ağzndan Castamere Yağmurları adlı bir hikaye yazmayı düşünür müsünüz? Her şey mümkün fakat şuan yeterince meşgulüm.
Birisinin “soluk” gözleri olduğunu yazdığınızda aklınızda nasıl bir renk var? Çok açık gri veya mavi. En aşırı durumlarda, Roose Bolton gibi, gözler neredeyse renksiz görünürdü.
Çoğu hayran Jaime, Nehirova 'da hala esir olsaydı Tywin’in “Kızıl Düğün” planlarında Lord Frey’i desteklemeyeceğini düşünüyor. Bu doğru bir değerlendirme mi? “Ya eğer” her zaman cevaplaması zor bir sorudur. Jaime’nin hapsedilmesi Lord Tywin’i daha temkinli yapmış olabilir, ancak kesinliği yoktur.
Tywin’in ölümünün koşulları ve zamanlaması, uzun süredir planladığınız bir şey miydi yoksa Cat gibi “inisiyatif alan” başka bir karakter vakası mıydı? Bu sahne büyük ölçüde Kralların Çatışması yayınlanmadan önce yazılmıştır. Taht Oyunları’ndaki ilk görünüşünden bu yana “Lord Tywin altın saçıyor” hattını kuruyordum.
submitted by Asusnur to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.04.15 16:20 hassnictir01 mafya ya giriş hikayem

O zamanlar lise 2 deydim.Hep yalnızdım hiç öyle bir arkadaş grubum yoktu sadece ahmet vardı.Oda sıra arkadaşımdı gereğinden fazla yavşaktı. Herkese yavşar. Popi olmasa bile okulda tanınan bir çocuktu sigara içki de içerdi ortamlara da girerdi. Aramız çok iyiydi sadece ben onun yanında biraz ezik kalıyordum. Artık yalnızlığım başıma tak etmişti. Kız arkadaşımda yoktu ergen adamız kanımız kaynıyo malum abazalıkta var. Ailemdeki herkes sigara içiyor, ahmet bana hep içme derdi. ikram bile etmezdi öyle çok ta süt bir çocuk da değildim semtimde hatrım geçerdi.Çok sevdiğim bir kız vardı selin ona aşıktım. Onla aynı semtte otururduk ortaokul arkadaşımdı. Okulda çok havalıydı çok güzel bir kızdı. Bana göre fazla bir kız ama olsun hayallerim hep ama hep onunlaydı gözümü kapattığımda hep o gelirdi aklıma.Her şey o gün başladı arkadaşım Mert çok tedirgin bir şekilde elinde siyah bir poşetle yürüyordu.O da benim ortaokul arkadaşımdı. Kardeşim bu emanet sende kalsın 1 saate parkta buluşuruz dedi.Ben alamam dedim zorla elime tutuşturdu sonra koşmaya başladı arkasından 2 tane adam geldi sivil polisler silah çıkartıp beni yere yatırdılar.Ben içimden tüm duaları okurken polisler poşeti açtı.
Poşeti açtıklarında poşetin içinde don vardı bildiğin don. Polis sinirlendi yerdeyken bana tekme attı.Ben korkudan napıyosun bile diyemedim. Adam birden taşşak mı geçiyosunuz lan diye bağırdı herkes bize bakıyordu. Ben iyice korkmaya başladım 3,5 atıyordum. Birden adam ayağa kaldırdı beni yüzüme sert bir yumruk attı. Kelepçe taktı ve bir polis arabasına bindirdi ben karakolda ifade verir salarlar sandım ama adam kafama çuval geçirdi. Beni bir anda yolun ortasında indirdi. Kelepçeyi ve çuvalı da çıkarttı eğer dikkat çekecek bir hareket yaparsan bu son hatan olur dedi. Ben şok olduğum için ağzım açık hiç bir şey diyemiyordum. Adam beni takip et dedi diğer elemanda dikkat çekmeden arkamdan geliyordu. Bir anda büyük bir gece kulübüne girdik girdik ViP yerine gittik herkes bana bakıyordu bir şampanya şişesinde yüzümün yansımasını gördüm burnum kanıyor dudaklarımdan aşağıya inip çenemden montuma doğru damlıyordu ama ben hiçbir şey hissetmiyordum.
Bir adam geldi garson şefi falan heralde napıyorsunuz dedi bu sivil polis bunu itmesiyle arkadaki masanın yerle bir oldu bardaklar kırılmış içkiler dökülmüştü içerdeki herkes dans etmeyi bırakıp bize baktı. Takım elbiseli bir adam gelip bizi merdivenlerden indirdi ve geçit gibi bir yere geldik biraz yürüdükten sonra bir yazarhane nin içine girdik içeride marlon adnan vardı. Bana baktı çık dedi sonra içerden 2 el tabanca sesi duydum içeriden marlon adnan çıktı o babamın çocukluk arkadaşıydı beni çok severdi bende ona karşı hep saygıyı davranırdım. Bana baktı korkma dedi.Ben kapı aralığına bakınca etraftakileri kanları farkettim. Sadece ağzım açık bakıyordum.
Senin burda ne işin var oğlum babanın haberi var mı bu işte dedi. diyalog şu şekilde (+ben-Marlon adnan) +Abi noluyo o adamlar kim ne istiyorlar beni niye buraya getirdiler(korkudan ağlıyorum) -Kardeşim benim yanımda güvendesin yanlış bir anlaşılma olmuş heralde sen bana şu poşeti veren çocuğun adresini ver +Abi vallahi bilmiyorum (yalan) -Sana güveniyorum bu çocuğu nerden tanıyorsun +Ortaokul arkadaşım ama evini bilmiyorum -Bak o çocuk senin hayatını karartabilir o çocuktan uzak dur onu gördüğünde yolunu değiştir Bende onaylarcasına kafamı salladım bir anda müzik kesildi ve üst kattan polis telsizi sesi geldi. 'Girdik amirim' Adnan abi adamına işaret yaptı. Sonra ayağa kalktı ve bu olanları unut babana da hiç bir şey deme dedi.Ben yine kafamı sallamakla yetindim. Adnan abi gider adamı içerideki kolonyayı cesetlere döküp çakmakla yaktı baya alevlendi ortalık beni kolumdan tutup sürüklemeye başladı beni bi yere sokup kapıyı açtı ve dışarıya çıkarttı bana koşup eve gitmemi ve normal davranmamı söyledi.Ve içeri girdi. Ben koşarken arkamdan silah sesleri geliyordu. Korkudan ağlayarak koşuyordum ikide bir takılıp düşüyordum.Ama tekrar kalkıp koşuyordum.Eve gittiğimde saat gece 2 ydi. Babam bana nerdesin diye tokat attı. Hayatımda ilk kez babamdan tokat yemiştim. Hemen odama gittim ağlayarak uyandım. Sabah haberlerinde o mekanın yandığını ve içeride 9 polis cesedi olmak üzere 45 ceset bulunduğunu gördüm. Hasta numarası yapıp okula gitmedim...
Okula gitmediğim için annemle evde mal mal oturuyordum zaten mal olmuştum yaşadıklarım sonucunda annem bana dün neredeydin dedi.Bu soruyu bekliyordum.Ama sormakta gecikmişti. Niye bu kadar geç sordu bu soruyu.Ben arkadaşlarımla takılıyordum saati farketmedim. Annem doğru söyle dedi ve tokat attı. Babam ya da annem değil bana vurmak bana 1 kere bile bağırmadılar ben çok şaşırdım bu tepkiyi verince.Ben doğru bu dedim o da geri çekildi ve 'iyice babana benziyorsun' dedi.Ben hiç bir şey demeden odama koştum ve ağlamaya başladım. Akşam babam eve geldi hoş geldin bile demedim. Yaşlı gözlerimle odamda tv izliyordum. Babam odaya girdi. Usulca yanıma yaklaştı ve oğlum sakin ol dedi gözyaşlarımı sildi. Babam otopark işletiyor.Bak oğlum her şeyi biliyorum. Gecede biliyordum sadece sen anlatırsın diye bir şey demedim.Bu yollardan bende geçtim.(+ben - babam) +Baba ben bir şey yapmadım -Yapmadığını biliyorum +Niye bana kızıyorsunuz -Annende ben de senin iyiliğini istiyoruz.Bu işlere karışma... +(sözünü keserek)Baba zaten ben bir şey yapmadım -Sakin ol oğlum +Sakin olamıyorum baba belkide benim yüzümden bir ton insan öldü -Senin bir suçun yok dedi ve gitti. Ertesi gün cumartesiydi. Hemen kahvaltı yapıp Mert'in tüm olanların sorumlusunun evine gittim ve bağırmaya başladım. Dışarı çıktı.(+ben -mert) -Napıyosun lan(götü başı ayrı oynuyor) +Dün olanları anlat lan -Kardeşim kusura bakma(R) +Senin kusurunu sikeyim(Yumruğu geçirdim;) Hayatımda ilk kez vurdum. Bana karşılık olarak çakı yı çıkarttı ve bacağıma sapladı. Çakıyı çıkardığında çakıdan kanlar damla damla yere akıyordu.Ben bu görüntüyü görünce arkaya doğru düştüm.Bir elimle bacağımı bir elimlede kalbimi tutuyordum. Başımda dikildiğini gördüm. Birini aradı ve 'böyle olsun istemezdim' dedi.Ben o anda bilincimi kaybettim. Uyandığımda Hastanedeyim.
Uyandığımda ailem başımdaydı 8 yaşındaki kız kardeşim beni öperek uyandırdı. Yüzüm gülerek uyandım. Bana bakıyorlardı annem ağlıyor babam gözlerini ağlamamak için zor tutuyordu. Babam annem ve kardeşim odadan çıkardı içeri polis girdi. Bana taburcu olduğumda karakola gelmemi söylediler.Bu sefer babama her şeyi anlattım. Bana sakin olmamı söyledi. telefonu çaldı ve bana “Senin yanındayım” dedi odadan çıkarken telefonu açtı. konuşmaya başladı koridor da olmasına rağmen sesini duyabiliyordum. selam vererek açtı telefonu(+Babam) +Kardeşim yakışıyor mu size ? +Bana o çocuğu vericeksin (bağırarak) +Ben onu bunu anlamam cezasını ben vereceğim +Sakin makin olamam Bana baktı ben o sıra uyuyo numarası yaptım. +Benim oğluma kıyan o çocuğu geberteceğim o sırada annem ve kardeşim geldi...
1 ay hastaneden çıkamadım. Babam sık sık telefon görüşmelerinde böyle konuşuyordu.Ben taburcu olduğumda mert'in evine gittim dışarda mert'in ayakkabıları dışarıdaydı. Ordaki arkadaşlarıma sordum mert nerde diye. intihar etti dediler. Ben olayı iyice araştırdım bazı elemanlar vuruldu falan dedi.Ben Adnan abinin yanına gittim ama adnan abi yoktu. Sordum karakoldaymış. Bende hemen karakola gittim.Önce ifademi verdim sonra adnan abiyle görüşme izni almak için orada duran polisin yanına gittim. Bekle dedi ve Adnan abinin kaldığı yere gitti ve benim yanıma geri geldi içeri gir 5 dakikan var dedi. Sanki emri Adnan abi den alıyordu amirinden değil.Ben içeri girdim selam verdim.(+ ben - adnan) +Abi neden burdasın diyemedim tabi abi Mert ölmüş dedim -Babanın sonu da yakın +Ne diyosun abi -Baban öldürdü onu cezasını çekecek +Abi benim babam öyle bir şey yapmaz -Baban işlettiği otoparkına seni kaç kere gece çağırdı Sessizlik oldu +Çağırmadı ama orada kötü bir şey yapmıyor -Tabi kötü bir şey yapmıyor sadece kumardan aldığı parayı sayıyor ve tetikçilerine hedeflerini söylüyor. Babam ben doğmadan 2 yıl hapiste yatmış ama ne yüzünden yattığını bilmiyorum. Bana mantıklı geldi. +Abi doğru söylüyorsun dimi demire doğru yaklaştı ve -Lan benim işim gücüm yok seni mi kandıracağım babana selam söyle ve elemanın verdiği kağıdı ona ver. +ta... tamam abi…
Polis geldi başıyla adnan abi ye selam verdi. Sonra beni dışarı çıkarttı.Çaktırmadan cebime bir kağıt soktu.Ben sinirli bir şekilde eve yürümeye başladım.
Kağıdı açtım ve okumaya başladım -(Babamın adını Ekrem olsun)Ekrem dün cesedi bizim çocuklar buldu. Benim sana verdiğim emanetle adam vurmuşsun. Leşi eğer polisler bulsaydı olay bana patlayacaktı.Bu olay sana olan güvenimi kaybetmeme neden oldu. Senin ve oğlun için 1 görevin var emaneti benim kuruçeşme’deki mekana bırak.Ve iş için benden haber bekle. yazıyı okuduğum gibi soğuk terler her tarafımı sardı götüm bile terlemişti hemde 1 saniye içinde babama kağıdı vermek için otoparka gittim
Otoparkta 1 tane bile araba yoktu. Yazhaneye girdim kasa bomboştu pc gitmişti sonra yerde kan olduğunu fark ettim kamarelar pc ye bağlıydı.pc nin yerde parçalanmış olduğunu gördüm dışardaki kameralara dokunmamışlar ama yazhanedeki kamera kırılmış şekilde yerdeydi. Polisi sonra da annemi aradım. Anneme anlattım annem ağlayarak babandan bıktım ben annemin yanına gidiyorum ne hali varsa görsün deyip yüzüme kapattı.Çok öfkeliydi. Demek ki annem babamın ne haltlar yediğini biliyordu. Gelen polisler tam 5 araba da geldiler indiklerinde 15-20 kişi vardı ordan hemen soru sormaya başladılar. Kamera yedekleri olup olmadıklarını sordular o an aklıma ama tel için neutron adlı bir uygulama var o uygulamada kamera yedekleri canlı izleme gibi özellikler mevcut ama o an hiç bir şey aklıma gelmedi.Bi anda karakoldaki kağıt veren adam geldi ve bana takoz bir telefon verdi. Adnan abi arayacak dedi ve olay yeri inceleme bantları astılar bizim otoparkın ruhsatı yoktu bu olay da hemen çıktı ve otopark mühür yedi. Yani ruhsat çıkmadan açılmayacak otopark. Beni eve yolladılar tam kamera kayıtlarına bakarken Adnan abi aradı..
Selam bile vermedi Adnan abi direk konuşmaya başladı.(- Adnan abi +ben)
-Kardeşim özür dilerim +Abi ne diyosun sen -Bak seni severim babanı daha da çok severdim... Bir iç geçirdikten sonra devam etti -Baban Mert in canına kıydı ama Mert yalnız değildi, hiç yalnız olmadı. +Ne demek istiyorsun Adnan abi -Babandan intikam alacaklar onu kaçıranlar... Çok derin iç çekiyordu nefesi sanki ensemdeydi. -Mert onların tetikçisiydi. +Abi Mert daha kaç yaşında bab... Sözümü keserek devam etti -18 yaşından küçük olanlar daha az ceza yediği için onu seçtiler hemde çevresi olan serseri bir çocuktu.Her neyse ben burdan yarın çıkacağım sende kendine ve ailene dikkat et sizede intikam almak için zarar verebilirler. Telefonu yüzüme kapattı. Hemen annemi aradım, açmadı çıldıracaktım annem neden telefonunu açmıyordu.O sırada ahmet aradı(+ben - ahmet) -Lan gerizekalı kaç gündür arıyorum neden açmıyorsun +Kardeşim (ağlamaya başladım) -Lan iyimisin evde misin ? +eve.. evet
Telefonu yüzüme kapattı yarım saat sonra kapı çaldı elinde 6 bira ve cebinde çok açık şekilde olan 2 tane davidoff(sigara) hemen içeri aldım. Sarıldım kardeşim deyip olanları anlattım.O da efkarlandı bende.Ben hayatında sigara içmeyen süt sayılan çocuk 1 gecede 1 pakete yakın sigara ve 2 bira içmiş kusa kusa ölüyordum. Sabah kalktığımda ahmet simit almış simitle kahvaltı yaptık Ben Adnan abinin yanına gidecektim Ahmet bende gelicem diye tutturdu. Bende zaten tek korktuğum için ahmet’le gittim.
Ben ilk kez içtiğim için başım falan dönüyor ahmet in koluna girip yürüyorum. Aşağıya indik Ahmet in motoruna bindik tarif ettim yolu bas gaza dedim.O da hızlı sürüyor baya 15 dk ye gittik bu ahmet hızlı sürdüğü benim başım iyice dönüyordu.Bir baktım Adnan abi korumalarıyla dışarı çıkmış normalde hep tek tabanca gezerdi.3 araba hazırladı korumaları Adnan abi ortadaki mercedes'e bindi diğerleri siyah range di.Ben motordan inip kusmaya başladım. Ahmet “adamı kaçırıyoruz sırası mı şimdi” dedi.Ben kendimi biraz topladım sonra yürü takip edelim dedim. Motora bindik.
Yetişmek için muallak 110 bastı motor da scooter tir tir titriyor. Baktık ki boş bir ormanlık alana park ettiler bizde bir 100 metre falan gerilerinde scooter ı ağaçların arasına sakladık. Onları çok net görebiliyorduk bir baktık ki 5 tane siyah range çok hızlı bir şekilde Adnan abilerin yanına gitti.Ve arabalardan 10-15 kişi indi. Adnan abiler 8 kişiydi.Bir tane şık giyimli adam aşağıya indi 50 li yaşlarında bastonla gezen bi adam adnan abinin tam önünde durdu. Kısık sesli konuşmaya başladılar. Sonra Adnan abi sinirlenip.
-Menderes beni tanımamışsın dedi.(silahını hızlı bir şekilde çıkardı) Menderes in adamları daha hızlı çıktı ve Adnan abileri taradılar sadece Adnan abi den bir el ateş sesi duydum ve Menderes bacağını tutup yere attı kendini.5 saniye içinde yerde 6 ceset vardı. Menderes i adamları araba koyup hemen kaçtılar ben koşmaya başladım Ahmet dur gerizekalı dedi ve tuttu beni. Adamların gözden kaybolduklarını görmeden başımı kaldıramadım Ahmet lan şu adam yaşıyo dedi. Hemen baktım o adam Adnan abiydi. Yaralı bacağımla Adnan abinin yanına koştum Abi diye bağırdım(+ben -adnan abi) -anlaşamadım babanı alamadım…
Ağzından çıkan kanlar konuşurken fışkırıp yüzeme geliyordu.Ben sadece bakıyordum.
-Al bu tespihi benim mekanlarım artık senin mekanın (elime gümüş bir tespih verdi) Ahmet dizlerinin üstüne çöküp boş boş bakıyordu. -Al bu benim silahım artık senin silahın (gümüş renginde parlayan bir silah) +Abi adna.. Sözümü keserek -Babanı sen kurtaracaksın benim mekana git tespihi göster ye... +adnan abi
Adnan abi ölmüştü. Bacağımı zorladığım için kanıyordu ama bunun benim mi yoksa adnan abinin mi olduğunu bilmiyordum silahı kemerime soktum tespihi cebime attım motora atlayıp hastaneye gittik bacağıma pansuman lazımdı.
Hastaneye giderken yoldan gecen herkes bize bakiyordu savas gazisi gibi etrafta dolaniyordum. Hastenin onune geldigimizde beni goren doktor hemen sedye getirdi yatirdi ahmet konusmaya basladi ama ben baya kan kaybetmisim olayin sokundan haberim yok neyse bunlar konusurken beni bi odaya soktular. Ben orda bayildim. sabah uyandigimda yalnizdim ahmet i annesi eve cagirmis cocuk da gitmek zorunda kalmis. Doktor geldi yanima nasilsin dedi
Ben iyiyim ne kadardir yatiyorum dedim cok kan kaybettin en az 2 gun daha burdasin umarim sigortan karsilar dedi. Babamin maddi durumu Allah’a sukur iyidir ben parada sıkıntı olmaz dedim tamam sen dinlen dedi. Benim kafami gommemle 12 saat daha deliksiz uyumam bir oldu. Beni annem tokatlayarak uyandirdi gozlerimi açınca mutluluktan agalamaya basladi kucuk kardeşim de elimi öpüp “iyimisin abicim” diyordu bende iyiyim prenses diyordum.
Annen kardeşimi yolladi ve bana olanları sordu.Ben her seyi anlattim. Artik ailemden bir şey saklamayacaktim annem Menderes adini duyunca bir gozleri doldu bende Menderes adini duyunca aklima silah ve tespih geldi hemen isler taka sarmisti. Annem silah ve tespihi soylemedim. Annem bana Menderes'in babamin eski is ortağı olduğunu söyledi. Annemle tanisinca gecmis hayatina bir sunger cekip Menderes'e siktiri cekmis.O günden sonra babam Mert olayına kadar hiç Menderes’le konusmamis.
2 gun yattıktan sonra Ahmet geldi beni motorla hastaneden almak için hastanenin önüne park etti. Anneme kaçıp gitmesini babamı kurtaracagimi soyledim annem de gönlünün razı olmadığını belirterek tamam dedi. Taksiye binip otogara gitti. Kucuk prensesim de bana saç tokasini verdi ve beni unutma abicim seni cok şeviyoyum dedi benim gozlerim doldu.
Ahmet’le motora binmeden once emanetle tespihi sordum “bende” dedi. Icim rahatladi.
Motora bindik ve Adnan abinin mekana gittik tespihi gosterdigim beni vip yerinden iceri aldilar siyah takim elbiseli adamlarla doluydu hepsi Kocaman bir masa vardi mafya babalari oturuyordu ben hayatimda hic olmadigim kadar cesur davranip belimden tabancayi cikardim ordakim herkes silahlarini cikartmisdi.
Hepsi tek bir ters harekette delik desik ederlerdi beni.Ben usulce silahi masaya koydum ve tespihi cikarip Herkese gostererek silahin ustune koydum bağırarak
-Menderes Adnan abimizi Öldürdü. Dememle herkes sok oldu tekila icenler shot atarak bardaklari masaya sertce vurdu.
Herkes bana bakarken bir anda başka bir adama baktilar bu adam Menderesti basini yavasca yukarı kaldırdı ve bastonuna tutunarak yanima geldi.Ben 3,5 atarken elini omuzuma koydu yiğenim gel senle bir yürüyüşe cikalim dedi.Ben bir sey diyemeden yurumeye basladik beni dar koridorlardan geciriyordu ve arkamizda 1 tane adam vardi. Agzindan su kelimeler dokuldu
-Babani severdim baban eskiden benim icin calisan bir tetikciydi ise basladigi zaman senin yaşlarındaydi ama senden daha uzun ve gucluydu hemde acımasızdi. isime yarayan ve sevdigim tek kisi oydu yasi buyudu ve annenle tanıştı bu isten ayrilmak istediğini soyleyerek bana bir terbiyesizlik yapti bizim camiamizda boyle seyler olmaz…
Adam cok iyi bir konusmaciydi bu acik ve netti ben konusmasini bolemiyordum cok akici konusuyordu sonra devam etti.
-Baban ne yaptı biliyorsun dimi benim yanimda çalışan bir genci öldürdü…
Tam o sırada bir kapının önüne geldik. Adamina isaret cakti ve kapiyi actirdi. Iceride babam vardı. Ama bu yaşadıklarimdan sonra soğukkanlilikla beni buraya niye getirdiniz dedim. Menderes de şaşırdı.
-Babanı görünce mutlu olursun sandık Bende -Babam serbest kalirsa mutlu olurum Dedim Sonra babamin yanina gittim cok kotu dovmuslerdi yaklasik 1 hafta oluyordu sakallari uzamis 2 gozu mor burnu yamuk ve disleri dokuk olan kisi babam olamazdi…
Gozlerim doldu.
Menderes konusmaya basladi
-Baban ve sen özgürsun bir daha bana veya bir adamima bulaşırsanız sonunuz Adnan gibi olur dedi ve basini one egip ağır adimlarla gitti
Babam konusamiyordu. Ahmet kosarak geldi Ekrem abi dedi ve ben bir koluna girdim o bir koluna girdi.Onu dışarı, çıkarırken Menderes e ofkeli gozlerler bakiyordum .
Taksiye binip hastaneye gittik. Bana bakan doktor ne haltlar karıştiriyorsun dedi. Cevap vermedim sonra tekerlekli sandalye getirdi bana sinirli bir sekilde bakiyordu babami dag gibi adam babam tekerlekli sandalyede boynunu saga bulmus yatiyordu. Hemen bi odaya yatirip serum tuttular polis cagirdilar.
Sokakta buldugumu soyledim polislere, babamin uyaninca karakola gelmesini soylediler. Sonra gecmis olsun diyip gittiler. Annemi arayıp babamin burda olduğunu soyledim. Annem bir oh cekti. Doktor yüzü asik bir şekilde yanima gelip babama burnu icin ameliyat yapacaklarini soylediler.Ben uyaninca yaparsiniz dedim.Ama burnu cok yamuldugu için nefeste sıkıntı olur acil dediler.
Bende kabul ettim babamin Hesabindaki para suyu çekmişti hastane ozeldi.
Annem hemen geldi gece gündüz babamin başında bekliyorduk okuldan arıyorlardı surekli annemle okula gidip devamsizligimi sildirdim.1 ay boyunca girmedigim sinavlara girdim yeniden ders calismaya baslamistim.1 ay sonra okuldayken annem “baban uyandi” diye aradi cikista taksiye binip hastaneye gittim annem doktorla tartışıyordu.
Biliyordum para yüzündendi hemen iceri girdim babama sarildim babama hic bu kadar içten sarildigimi bilmem bana yaptiklari odetecegiz oglum…
Ben artik eskisi kadar masum degildim artik daha ciddi olgunlasmis ve soğukkanli bir insandim. Annem para mevzusunu soyleyince babam bana Avni diye bir adamin adresini verdi adamin babama 13 bin lira verecegi varmış. Ben adrese gittim. Ben villa falan beklliyordum apartmana gelmistim babami arayip kati ve daireti sordum 4.kat 25.daireye girdim ama kapiyi acmiyordu.
Sinirlendim ve kapiya cok da sert olmayacak şekilde tekme attım bir sandelyenin ustunde oturan bir adamin kafasindan kanlar akmis kurumustu masada 3 serit kokain in vardi 3.cu şeridin yarisini icmisti. Normalde kacardim ama paraya ihtiyacim vardi. Nedense cesedi gordugumde midem bile bulanmadi artik tiksinmiyordum artik alismistim...
Cekmeceleri karıştırdım ama boklu donlardan başka bir şey yoktu. Evden tam cikacakken ayak sesleri geldi ben korkup yere dusen silahi elime alip kapiya dogru nisan aldim…
Ayak sesleri yaklastikta ellerim daha cok titriyordu.
En sonunda konuşma sesini bu ses Menderes in sesisydi. Hemen silahı aldığım yere koydum ve içeriye koştum. içerdeki bir koltuğun arkasına uzandım kulağımı yere koydum Menderes tek değildi ama kaç kişiydiler bilemiyorum. Menderes içerideki ceseti görünce
-Gerizekalılar bir bokuda becerin bu silahın burda ne işi var…
Normal bir şekilde bir konuşmaya devam ettiler beni farketmedikleri için şükür ediyordum.Ama bir anda kafama silahın namlusunun dayadı birisi.Bir anda koşarak bir biri daha geldi beni kaldırdı biri bir koluma diğeri diğer koluma girdi. Kaçmam imkansızdı. Beni Menderes in yanına götürdüler.
Menderes konuşmaya başladı.
-Seni de babanı da uyardım siz falanca(soyisim yerine yazdım) ne laftan anlarsınız ne dayaktan.
Ben buna sinirli bir şekilde baktım. Sonra piç sırıtması yaptı ve cebinden Adnan abinin tespihini çıkardı. Tespihi ucundan sağ eliyle tutuyordu.Bir anda elini geriltti.Ve tespihle tokat attı bana(Ben yere düşen boncukları topladım bi 10-15 tane toplayınca).Devam etti
-Hepiniz böyle dağılacaksınız Ben bir anda bağırdım -intikamım acı olacak!(O kadar çok bağırdım ki sesim apartmanda eko yaptı ve boğazım acıdı).
Bir anda apartmandan sesler geldi. Yaşlı bir teyze noldu diye bakmaya geldi.O sırada ben yine olsa yapamayacağım bir hareket yaptım ve Menderes le adamları kadına bakarken ben adamın kafama dayadığı silahı elinde almaya çalıştım alamayınca ittim adam cesede 1 kurşun daha sıktı yanlışlıkla. Diğer adam benim arkamdan sarılmaya çalıştı ben dirsek attım. Hayatımda koşmadığım kadar hızlı koştum.
Babamın yanına gittim olayları anlattım. Babamın gözlerindeki öfke ateşi bu sözlerle daya çok harmanlanmıştı. Yüzünü pencereye çevirdi ve bir şey söyledi. Duyadamım ne dedin dediğimde
Takımı tekrar toplayacağız dedi Ben de artık bir şeyleri anlamaya başlamıştım. Babam -Hazırmısın? Dedi.Ben babamın oğluydum ve onun kadar cesurdum neye dedemeden direk -Hazırım
Dedim taksiye binip otoparka gittik. Babam mühürü kırıp yazhaneye gitdik içerideki çekmeceden adnan abinin tespihinin aynısını çıkardı. Sonra arkadaki depo ya gittik içerde patlak lastik teyip tamir kutusu ilk yardım kutusu gibi şeyler var. Babam tamir kutusunu açıp içindeki her şeyi döktü ve gizli olan gözü açıp içinden adnan abinin silahının aynısını çıkardı. Hemen arabamıza bindik (audi a4) Ormanlık bir alana gittik eski bir ev vardı ama evin ışıkları açıktı. Babamla arabayı parkedip evin içine girdik. içeriden mini etekli kızlar tekila dağıtıyordu.. içerisi çok büyük ve gösterişliydi dışardan ilgi çekmiyordu. Herkes bize bakıyordu. içeriden fısıltılar geldi Ekrem... Ekrem abi.
Babama içeride olan yaşlı bir adam işareti çaktı hemen babam adamın elini öptü. Babam olayları anlatıcan biliyoruz dediler ve içerideki ofise gittik 30 kişi toplantı salonu gibi bir odaya gitmiştik herkes yerine oturmuş arkalarında korumaları tetikte bekliyordu. Babam silahını ve tespihini çıkarttı herkeste aynı tespih ve silahtan vardı. Belliydi bu bir mafya ailesiydi. Babam intikam almamız lazım deyince elini öptüğü yaşlı adam sen reisi mi öldüreceksin dedi. Ben şaşırdım ama babam soğukkanlılıkla devam etti.(-babam + yaşlı adam)
-Az kalsın beni öldürüyordu
+Yaptıkların sonucunda ölmeyi hak etmedin mi? Babam yutkundu ve devam etti
-Benim bu dünyadaki mirasımı alıyordu (bana bakarak dedi)
+Oğlun hiç boş durmamış Böyle devam etti konuşma.En sonunda babamı 6 kişi destekledi.
+Siz 6 nız gidin ne bok yerseniz beni uğraştırmayın Dedi ve kalın uzun ve damarlı * puroyu ağzına aldı ayaklarını masaya uzatıp eliyle gidin işareti yaptı. Bizi destekleyen 6 adamdan sadece 2 si bizimle gelmeyi kabul etti. Uzun olan adamın adı Kerim. Karadenizli olana adamın(Burnu 30 cm ve kemikli)Dursun. Dursun bizi ofisine götürdü ve plan yapmaya başladık.
Babam ben dahil toplam 28 kişiydik herkes de bir tabanca olacaktı. Sonra son bir haber geldi Menderes yarın uçakla londra’ya gidiyorumuş.Tam olarak plan yapmadan apar topar gecenin 2 sinde Menderes in mekanını basmaya gittik.Şimdi düşünüyorumda bir baba oğluna 16 yaşındayken eline silah verip mafya stajyerliği yaptırır mı?
Mekan kocaman bir kumarhaneydi tabi dışardan bakımsız bir villa gibi gözüküyordu.
Babam sigarasını yaktı. Ve arabadan inmeye başladık 28 kişilik küçük bir orduyduk 10 kişi arabaların yanında kalıp güvenlikleri arabaya çekip bizim içeri girmemizi kolaylaştıracaktı.
Hemen ateş etmeye başladık güvenlikler arabaya doğru koşmaya başladı biz tam koşarlarken villanın kapısına girmeye çalıştı bizi biri farketti ve taramaya başladı sadece silah sesleri ve elime yüzüme sıçrayan kanları hissedebiliyordum.Ama şoktaydım sanki felç inmişti.En sonunda babam beni tutup aşağıya yatırdı. Bizden biri o adamı halletti ve içeriye ateş ederek girdik herkes masanın altına saklanmıştı. içerideki güvenlikler ateş edemedi içeride müşteriler vardı.O an hepsi bir şey yapmayın deyip silahlarını yere attı bizim dışarda arabanın yanında duranlar dışarıdakileri halletmişti. içeriye onlarda girince rahat bir 20 kişi vardık içeride 4 tane güvenlik vardı.
Babamla ben yukarı çıktık, babam tüm odalara tekme atıp içeri atlıyordu ama tüm odalar boştu.Tek bir oda kaldı yavaşça kapı kulpunu indirdim.Ve içeride prensesim vardı.Abi der demez Menderes prensesimin başına silahı dayadı babam hemen yanıma geldi. Bağırmaya başladı.Ben tekrar şoka girmiştim babam bırak.. yoksa... yoksa... ölürsün kelimeler kulaklarımda takılıyordu her şey ağır çekimde gerçekleşiyordu Menderes geri dur.. yoksa... ölür.. beni buna mecbur bırakma diyordu.
Babam bir anda silahını Menderes e doğrulttu Menderes tetiğe bastı.Ve küçük kız kardeşimin prensesimin kanları diğer duvara doğru akmaya fışkırmaya başladı. Babam Hayır diye bağırdı.Ve dizlerinin üstüne çöktü.O sırada Menderes babama silahını doğrulttu.Ben de belimdeki silahı almaya çalıştım.Ama menderes daha hızlıydı babamı tam kalbinden vurdu.Ben silahı çıkarınca tam 11 el ateş ettim en sonunda mermi bitmişiti Menderes karnını tuttu ve geri geri gitmeye başladı.Bir anda arkasındaki camı kırıp yere kapaklandı. Babam bir eliyle kalbini tutu diğer eliyle ağzından çıkan kanları tutmaya çalıştı sonra bana o baygın gözlerle bakıp yüzüstü yere çakıldı.
Ben hala şoktaydım 30 saniye öylece yerdeki 3 cesede baktım. Sonra polis sesi geldi. Aşağıdaki elemanlardan biri beni uyarmak için yanıma geldi etrafı görünce beni kolumdan tutup zorla dışarı çıkarttı tam aşağıya inecekken polislerin aşağıda olduğunu gördük ve Menderes in kırdığı camdan aşağıya tutunarak indik.
O orman evine gittik olayları anlattık o gün orada kaldım annemi aramama rağmen telefonlarımı açmıyordu. Ertesi gün eve gittim ve evde anemin bıraktığı notu gördüm gitmiş ve bir daha gelmeyecekmiş. Ahmeti aradım gelirken 1 kasa bira 10 dal kalın puro ve 2 paket parliament almasını söyledim 30 dk ye geldi.Ve bana sınıfta kaldığımı söyledi.Ben hiç siklemedim.
Dursun abi beni cezaevinden aradı teshpihini bana verdi. Ve şöyle dedi
-Benim hiç erkek oğlum yok tüm suçlarım ortaya çıktı müebbet yedim senden başka bunu verecek kimsem yok. Dedi, ben direk kabul ettim ve onun koltuğuna oturdum. 17 yaşıma geldiğimde milyonlarla oynanayan bir çocuktum...
submitted by hassnictir01 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.03.27 07:29 emrecann150 SEO 2020 En iyi 11

[caption id="attachment_861" align="alignnone" width="562"]📷 google seo çalışması[/caption]
SEO boşlukta çalışmıyor. Birçok hareketli parçası vardır ve bu parçalar rasyonel olarak doğru bağlamda yürütülmelidir. Etkili bir pazarlama stratejisi uygulamak istiyorsanız, bu kurala uymanız gerekir.
Hedef gruptan kullanıcılara ve dönüşümlere kadar, SEO'nun hareketli parçalar üzerinde doğru bağlamda yapılması gerekir. SEO parçalarını doğru bağlamda yapabiliyorsanız, dönüşümler ve satışlar açısından büyük bir avantajınız vardır.
Bu makalede, etkili SEO çalışması yapmak için SEO'nun 11 önemli kısmı açıklanmaktadır. Bu ayrıntıları kullanarak çalışmanızı başka bir boyuta taşıyabilirsiniz.
[caption id="attachment_860" align="alignnone" width="609"]📷 google seo[/caption]
Hedef kitleniz ve endüstriniz
Birincil endüstri ve hedef kitleniz SEO stratejisi hakkında düşünülmesi gereken ilk şeydir.
Hangi sektördesiniz?
Endüstrideki en iyi rakipler kimler?
Rakipleriniz esas olarak hangi yöne yöneliyor?
Rakipleriniz SEO stratejilerini nasıl uyguluyor?
En zor rekabetçi durum nedir?
Bu soruların her biri SEO stratejinizi yapılandırmanıza yardımcı olacaktır. SEO stratejisine dahil edilecek hareketli parçaları birleştirmek için, bir sonraki adımda ne yapacağınıza özellikle dikkat etmeniz gerekir.

Anahtar kelime araştırması

[caption id="attachment_857" align="alignnone" width="550"]📷 Seo Anahtar kelime araştırması[/caption]
SEO için hedef kitleyi ve endüstri standartlarını incelemeye ve incelemeye başladığınızda anahtar kelime araştırması şarttır. Bu şekilde, hedef grubunuzun ne aradığını daha net bir şekilde keşfedebilirsiniz.
Ancak, hedef grubunuzun aradığı şey de önemlidir, hedef grubunuzun aradığı şey değil. Anahtar kelime araştırması yaparken, bunu akılda tutmalı ve SEO stratejinizi doğru temelde oluşturmaya çalışmalısınız.
Sektöre göre doğru adımları atmak istiyorsanız, satın alma yapan kişilerin arama özelliklerini anlamaya ve bu özelliklerin genel SEO stratejisini nasıl etkilediğini incelemeye çalışmalısınız.
Anahtar kelimeleri araştırırken aşağıdaki araçları kullanabilirsiniz.
Google anahtar kelime planlayıcı
Google eğilimleri
Google arama sonuçları sayfası
Ahrefs
SEMrush
kwfind

Kullanıcı davranışı

Anahtar kelimelerin arkasındaki kullanıcı davranışı, SEO kampanyanızın başarılı olması için gereken başka bir özelliktir.
Örneğin, hedef kitleniz "bir araya getirebileceğiniz araçlar" aramaya başlamış olabilir. Ancak, bir sonraki adımda, "azaltılmış araçlar", "Kendin Yap araçları" ve "tamamlayıcı araçlar" araması yapmış olabilirsiniz. Varyasyonların her biri, açılış sayfasına erişen kullanıcı sayısını artırır.
Bu anahtar kelimeleri tüm SEO sürecine dahil etmek kazançlı bir iş olabilir. Anahtar kelime araştırmasında bu tür sapmaları hesaba katmazsanız ve değişen pazar koşullarını dikkate almazsanız, hedef grubun arama davranışını bilemezsiniz. Bu durumda, anahtar kelime araştırması yapamazsınız.
Anahtar kelime araştırmalarını daha ayrıntılı incelemek istiyorsanız bunu göz önünde bulundurmalısınız. Anahtar kelime araştırmasına ne kadar derin girerseniz, en iyi fırsatları elde etme olasılığınız o kadar yüksek olur.

Analiz ve raporlar

Biraz gerçekçi olalım. Bir SEO kampanyasında doğru raporlamadan daha önemli bir şey yoktur.
Oluşturduğunuz kampanyanın sonuçlarını bir rapora dönüştüremiyorsanız, bir kampanyanın sorun veya hata olup olmadığını anlamanız mümkün değildir.
Bu en iyi şekilde gerçekçi bir örnekle açıklanabilir. Bazı sektörlerde anahtar kelime stratejisinde günlük veya haftalık değişiklik yoktur. Bazı sektörlerde altı ay bile geçti ve değişiklik yapmanız gereken bir durum olmayabilir.
Ancak, sürekli değişen sektörlerde pazar çok hızlı bir şekilde değişmektedir. Bu sektörlerde, SEO çalışmalarına uyarlanmış sonuçlar üç aylık veya aylık anahtar kelime araştırmaları yoluyla elde edilmelidir. Hedef grubunuzun ne istediğini anlamak istiyorsanız, bu fırsatı kaçırmamalısınız.
Bu durum analiz raporlarına yansıtılmaktadır. Bir açılış sayfasına bir anahtar kelime atayarak, hangi anahtar kelimelerin hangi açılış sayfalarına trafik çektiğini daha net görebilirsiniz. Bu şekilde, SEO stratejinizin genel yapısı hakkında çok daha net bilgi alabilirsiniz.
Seo Araba
[caption id="attachment_859" align="alignnone" width="504"]📷 seo araba[/caption]
Bugünün en önemli gelişmelerinden biri Google Mobile First Index yaklaşımıdır. Mobil öncelik dizini, Google'ın standart arama için tanıttığı yeni modellerden biridir. Google artık web sitelerinin mobil sürümlerine göre sıralamalar oluşturuyor.
Ancak, masaüstü aramalarının ve sonuçlarının tamamen farklı olmadığını lütfen unutmayın. Masaüstü siteleri arama sonuçlarında en iyi arama sonuçlarını alırsa, yerlerini koruyabilirler. Ancak, Google'ın artık tüm sıralamaları mobil cihazlarda yaptığını ve arama sonuçlarına göre eşleşeceğini bilmelisiniz.
Tasarım açısından tasarımcılar ellerinden gelenin en iyisini yaparak farklı çözümler geliştiriyor. Her şey belirli standartları karşıladığı sürece iPhone veya Android'den bağımsız olarak web sitenize doğrudan erişim izni vermelisiniz.
Cep telefonunun tahtını tamamen alıp almayacağı tam olarak açık olmasa da, Google şimdi bu yönde rotayı değiştirdi. Artan her yeni trafikte, cep telefonu çok daha önemli hale geliyor. Bu nedenle, çalışmalarınızın bu yönünü ortaya çıkarmadan SEO çalışmalarınızın bir parçası olarak hareket etmelisiniz.
Google'ın mobil dizini yıllar içinde gelişti ve mevcut biçimini aldı. Gelecekte geliştirilmeye devam edecek algoritmalar sayesinde normal aramalarda olduğu gibi çeşitli gelişmeler bulabiliriz.
Günümüzün mobil dünyasında m.example.com gibi bir yaklaşım artık kabul edilemez. Bu nedenle, sitenize bu tür yaklaşımlar eklememelisiniz. Bu yordamı kullanmaya başlarsanız, kısa bir süre içinde kopya içeriği ile ilgili sorunlar yaşayabilirsiniz
.Artık mobil cihazlar için kabul edilen standart duyarlı tasarımdır. Web sitenizi duyarlı tasarıma değiştirmeli ve yolunuza devam etmelisiniz. Duyarlı tasarım için en önemli faktör, web sitenizle ilişkili tüm sonuçların dizine aynı şekilde eklenmesi ve size bazı rekabet avantajları sağlamasıdır.
tarama
Tarama, web sitenizin arama motorları tarafından tanınması sürecini ifade eder.
Site mimariniz bunun için uygun değilse veya sitenizdeki dahili bağlantılar yeterli değilse ve bir sitemap.xml dosyanız yoksa, örümceklerin sitenizi bulması kolay değildir.
Ayrıca, web sitenizdeki çok sayıda 404 hatası taranmasını ve dizininize eklenmesini zorlaştırır.
Web sitenize uygulanması zor teknik detaylar örümceklerin web sitenizi taramasını zorlaştırır. Ana çözüm SEO uzmanları olan insanların yolunu takip etmektir.
Robots.txt dosyasının "Disallow: /" içermediğinden emin olmalısınız. Bu talimat varsa, arama motorları web sitenizi dizine eklemeyecektir, çünkü sayfaları talimatlara göre taranacaktır.
"Disallow: /" komutunu "Disallow:" komutlarıyla karıştırmamalısınız. İlk olarak, arama motorlarının sayfalarınızı dizine eklememesini sağlar. İkincisi, arama motorlarının izlenebilir olduğunu gösterir. Fark bu şekilde.
Sitenizin istediğiniz şekilde çalışmasını istiyorsanız, sitenin sıfırdan taranabildiğinden emin olun.
İncelemelerin sitenizin izlenebilir olup olmadığını doğrulamasını beklememelisiniz. Bunu en baştan doğrulamanız, kurulumda her şeyi doğru bir şekilde yapmanız ve yolunuza devam etmeniz gerekir.
indeksleme
Endeksleme, taramadan tamamen farklı bir durumdur. İkisi birbiriyle ilişkili olsa da karıştırılmamalıdır.
Web sitenizde noindex ve nofollow gibi özellikleri kullanmak, dizininizin durumunu olumsuz yönde etkiler. Gereksiz yere kullanırsanız, web sitenizde bir site haritanız yoktur.
Google Search Console hesabınıza giriş yaparken ve Google gibi sayfalarınızı oluştururken her zaman ideal bir çözüm olsa da, bir site haritası kullanmak çok daha kullanışlı ve kullanışlı bir yöntemdir.
Sayfalarınızı standartlaştırmak istiyorsanız, web sitenizin URL yapısına dikkat etmeniz gerekir. Web sitenizin URL yapısında oluşabilecek hatalar, aynı içeriğin dizine iki kez eklenmesine neden olabilir. Bu durumda, Google'ın sıralama algoritması etkili olur ve web siteniz üzerinde olumsuz bir etkisi vardır.
Web siteniz dizine doğru bir şekilde eklenmediyse ve gerekli düzeltmeleri yapmazsanız, uyguladığınız kampanyalardan beklediğiniz verimi elde edemezsiniz. Bu sadece dizin sorunlarına neden olmakla kalmaz, aynı zamanda web sitenizde çeşitli performans sorunlarına da neden olabilir.
Bu nedenle, ilgili durumu dikkate alarak kapsamlı bir site denetimi gerçekleştirmelisiniz. Bu şekilde, dikkate alınmayan birkaç unsuru dikkate alabilirsiniz. Listelenen sorunlarla karşılaşırsanız web sitenizin performansının performanstan çok farklı olacağından emin olabilirsiniz.
Teknik SEO
[caption id="attachment_858" align="alignnone" width="538"]📷 teknik seo[/caption]
Web sitesi hızı, kodlama, JavaScript, şema biçimi, JSON-LD şeması ve standardizasyon gibi neredeyse tüm terimler teknik SEO'yu ifade eder. Teknik SEO söz konusu olduğunda bunlar önce akla geliyor.
Bir şey SEO teknik tarafında yapılması gerekiyorsa ve yapmazsanız, web sitenizin bazı sorunları olacaktır. Bunlar, bazı örnekler kullanılarak çok daha rahat bir şekilde açıklanabilir.
Bir site oluşturduğunuzu düşünün. Her şeyi doğru yapmaya çalışıyorsunuz, ancak standartlaştırma için yaptığınız eklentide biraz ayrıntı kaçırdınız. Bu durumda, siteniz beklediği performansı gösteremez.
Web sitenizin ana sayfasına büyük bir duş kabini yerleştirmiş olabilirsiniz. Ancak, yüklenmesi 3 saniyeden uzun sürüyorsa, sitenizin başlangıç ​​hızı mümkün olduğunca yavaş olacaktır. Benzer bir kural şema uygulamaları için de geçerlidir. Şemanın biçimlendirilmesi sırasında şirket adınızı yanlış girerseniz, sorunlar oluşabilir.
Etkili bir SEO projesi uygularken yaptığınız teknik hatalar, her şeyi aniden farklı kılabilir. SEO uygulamalarındaki teknik hatalara dikkat etmelisiniz.
Özellikle web siteniz büyüdükçe ve daha karmaşık hale geldikçe, bu tür uygulama hataları SEO projenizin tüm bölümlerini etkileyebilir. Bu tür sorunlara çok dikkat etmelisiniz.
içerik
İçerik uzmanları, bağlantı almak için en önemli özelliklerden biri olduğundan içeriğe her zaman öncelik verir. İçerik olmadan, bir arama motoru sıralaması alamazsınız. Çünkü web sitenize ziyaretçi çekmek için hiçbir araç var. İçeriği doğru kullanmazsanız, web siteniz beklediğiniz verimi alamaz.
Oluşturulan tüm içerik aynı değildir. Gereksiz içeriklerin yanı sıra yetkisiz içerik de olabilir. Genel olarak, içeriği kendiniz hazırlamalı, mesajınız konusunda açık olmalı ve ajans için oluşturmaya çalışmalısınız.
İyi içerik oluşturmanın her zaman yeterli olduğunu söyleyen birkaç uzman görebilirsiniz. İçerik okuma düzeyini, cümle yapısının karmaşıklığını ve diğer faktörleri dikkate alan içerik oluşturmaya gerek yoktur. Aslında, yaratılan içeriğin hızlı bir şekilde yayılmasıyla ilgilidir. İçerik hedef kitlenize hitap edip ihtiyaçlarını karşıladığında, iyi içerik anlamına gelir.
Hatasız sıfırdan doğru içerik oluşturmak mümkün değildir. Tüm içerik oluşturma işlemlerini adım adım izlemelisiniz. İçerik başarılı bir şekilde oluşturulursa sonuç üreteceğinden, bu başarılı yazma sürecine anahtar kelime araştırması dahil edilmelidir. Her durumda, içeriği vurgulamanız gerekir.
İçerik konusunda iyi yapabileceğiniz birçok şey var. Anahtar kelime hedefleme, yerinde optimizasyon, meta optimizasyon, yanlış yazım yok ve resim optimizasyonu gibi özelliklere sıfırdan dikkat etmelisiniz. Ancak, hedef kitlenizin herhangi bir nedenle oluşturdukları içeriği beğenmemenizi tercih edebileceğini unutmayın.
Yazdığınız herhangi bir içeriğin dikkat çekmesi olası değildir. Bazen çok iyi olduğunu düşündüğünüz içerik ön planda görünmez ve bazen beklemediğiniz içerik ön planda görünür. Hedef grup burada belirleyici olduğu için, istediğiniz içeriği her zaman oluşturmaya çalışmalısınız.
Oluşturduğunuz içerik fark edilmezse sinirleriniz bozulur. Ancak, oluşturduğunuz aşağıdaki içerik çok farklıdır. En önemli şey, soru sormadan içerik oluşturmaya ve sonuçları beklemeye devam etmektir.
bağlantı
Her zaman olduğu gibi, bağlantılar hakkında bir şeyler duymanız gerekir. Linkler sıralama için en önemli faktörlerden biri olmaya devam edecektir. Bağlantı her zaman bir bağlantı olarak görülebilir, ancak bağlantıların web siteleriyle ilgili farklı anlamları vardır.
Google için kötü olduğu düşünülen bağlantılar var. Google Site Yönetici Kılavuzu bölümünde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. İstenmeyen yöntemlerle oluşturulan bağlantılar elbette kötü bağlantılar olarak kabul edilir.
Sitenize gelen bağlantı istenmeyen yöntemler kullanılarak oluşturulursa, siteniz olumsuz etkilenir.
Bağlantılara uygun yöntemler kullanılarak ve sektörünüzdeki ilgili sitelerden erişilmelidir. Her zaman olduğu gibi, temel kriter kalite olmalıdır.
Kötü bir bağlantı elde etmek bile kötü bir iş olarak görülmüyordu. Bir veya iki kötü bağlantı bugün hala zararlı olarak kabul edilmemektedir. Ancak, bağlantı profiliniz tamamen kötü bağlantılardan oluşuyorsa, web siteniz büyük ölçüde acı çekecektir.
İyi bir bağlantı profiline sahip olmak istiyorsanız, bağlantı profilinizdeki bağlantıların farklı olduğundan emin olmanız gerekir. Yalnızca bir tür bağlantı araması yapmamalısınız. Bağlantı profilinizde farklı bağlantılar olması, bağlantı profilinizin bütünlük oranını artıracaktır.
Bir bağlantının tamamen kötü ya da iyi olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak, genel kurallara uymalı ve her zaman iyi olduğunu düşündüğünüz bağlantıları takip etmelisiniz. Bağlantı profiliniz için en iyi yöntemi kullanmak istiyorsanız izlenmesi gereken en önemli kuraldır.
Harekete geçin
Dünyanın en mükemmel planına sahip olabilirsiniz. Bir kağıt sitesi hakkında mükemmel bir fikriniz olabilir. Ancak, bunu başaramazsanız, hiçbir zaman kaybeden olacağını hatırlamanız gerekir.
Hareket ettiğinizde, bir projeyi takip ediyorsunuz ve işiniz gerçekten hayal edebileceğiniz SEO faktörlerini uygulamak olmalıdır. SEO'da kesin bir yöntem yoktur. Hedef kitlenize göre elinizden geleni yapmalı ve SEO stratejilerinizi geliştirmeli ve uygulamalısınız.
Diger makalelerime ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to blogs [link] [comments]


2020.03.27 07:28 emrecann150 SEO 2020 En iyi 11

[caption id="attachment_861" align="alignnone" width="562"]📷 google seo çalışması[/caption]
SEO boşlukta çalışmıyor. Birçok hareketli parçası vardır ve bu parçalar rasyonel olarak doğru bağlamda yürütülmelidir. Etkili bir pazarlama stratejisi uygulamak istiyorsanız, bu kurala uymanız gerekir.
Hedef gruptan kullanıcılara ve dönüşümlere kadar, SEO'nun hareketli parçalar üzerinde doğru bağlamda yapılması gerekir. SEO parçalarını doğru bağlamda yapabiliyorsanız, dönüşümler ve satışlar açısından büyük bir avantajınız vardır.
Bu makalede, etkili SEO çalışması yapmak için SEO'nun 11 önemli kısmı açıklanmaktadır. Bu ayrıntıları kullanarak çalışmanızı başka bir boyuta taşıyabilirsiniz.
[caption id="attachment_860" align="alignnone" width="609"]📷 google seo[/caption]
Hedef kitleniz ve endüstriniz
Birincil endüstri ve hedef kitleniz SEO stratejisi hakkında düşünülmesi gereken ilk şeydir.
Hangi sektördesiniz?
Endüstrideki en iyi rakipler kimler?
Rakipleriniz esas olarak hangi yöne yöneliyor?
Rakipleriniz SEO stratejilerini nasıl uyguluyor?
En zor rekabetçi durum nedir?
Bu soruların her biri SEO stratejinizi yapılandırmanıza yardımcı olacaktır. SEO stratejisine dahil edilecek hareketli parçaları birleştirmek için, bir sonraki adımda ne yapacağınıza özellikle dikkat etmeniz gerekir.

Anahtar kelime araştırması

[caption id="attachment_857" align="alignnone" width="550"]📷 Seo Anahtar kelime araştırması[/caption]
SEO için hedef kitleyi ve endüstri standartlarını incelemeye ve incelemeye başladığınızda anahtar kelime araştırması şarttır. Bu şekilde, hedef grubunuzun ne aradığını daha net bir şekilde keşfedebilirsiniz.
Ancak, hedef grubunuzun aradığı şey de önemlidir, hedef grubunuzun aradığı şey değil. Anahtar kelime araştırması yaparken, bunu akılda tutmalı ve SEO stratejinizi doğru temelde oluşturmaya çalışmalısınız.
Sektöre göre doğru adımları atmak istiyorsanız, satın alma yapan kişilerin arama özelliklerini anlamaya ve bu özelliklerin genel SEO stratejisini nasıl etkilediğini incelemeye çalışmalısınız.
Anahtar kelimeleri araştırırken aşağıdaki araçları kullanabilirsiniz.
Google anahtar kelime planlayıcı
Google eğilimleri
Google arama sonuçları sayfası
Ahrefs
SEMrush
kwfind

Kullanıcı davranışı

Anahtar kelimelerin arkasındaki kullanıcı davranışı, SEO kampanyanızın başarılı olması için gereken başka bir özelliktir.
Örneğin, hedef kitleniz "bir araya getirebileceğiniz araçlar" aramaya başlamış olabilir. Ancak, bir sonraki adımda, "azaltılmış araçlar", "Kendin Yap araçları" ve "tamamlayıcı araçlar" araması yapmış olabilirsiniz. Varyasyonların her biri, açılış sayfasına erişen kullanıcı sayısını artırır.
Bu anahtar kelimeleri tüm SEO sürecine dahil etmek kazançlı bir iş olabilir. Anahtar kelime araştırmasında bu tür sapmaları hesaba katmazsanız ve değişen pazar koşullarını dikkate almazsanız, hedef grubun arama davranışını bilemezsiniz. Bu durumda, anahtar kelime araştırması yapamazsınız.
Anahtar kelime araştırmalarını daha ayrıntılı incelemek istiyorsanız bunu göz önünde bulundurmalısınız. Anahtar kelime araştırmasına ne kadar derin girerseniz, en iyi fırsatları elde etme olasılığınız o kadar yüksek olur.

Analiz ve raporlar

Biraz gerçekçi olalım. Bir SEO kampanyasında doğru raporlamadan daha önemli bir şey yoktur.
Oluşturduğunuz kampanyanın sonuçlarını bir rapora dönüştüremiyorsanız, bir kampanyanın sorun veya hata olup olmadığını anlamanız mümkün değildir.
Bu en iyi şekilde gerçekçi bir örnekle açıklanabilir. Bazı sektörlerde anahtar kelime stratejisinde günlük veya haftalık değişiklik yoktur. Bazı sektörlerde altı ay bile geçti ve değişiklik yapmanız gereken bir durum olmayabilir.
Ancak, sürekli değişen sektörlerde pazar çok hızlı bir şekilde değişmektedir. Bu sektörlerde, SEO çalışmalarına uyarlanmış sonuçlar üç aylık veya aylık anahtar kelime araştırmaları yoluyla elde edilmelidir. Hedef grubunuzun ne istediğini anlamak istiyorsanız, bu fırsatı kaçırmamalısınız.
Bu durum analiz raporlarına yansıtılmaktadır. Bir açılış sayfasına bir anahtar kelime atayarak, hangi anahtar kelimelerin hangi açılış sayfalarına trafik çektiğini daha net görebilirsiniz. Bu şekilde, SEO stratejinizin genel yapısı hakkında çok daha net bilgi alabilirsiniz.
Seo Araba
[caption id="attachment_859" align="alignnone" width="504"]📷 seo araba[/caption]
Bugünün en önemli gelişmelerinden biri Google Mobile First Index yaklaşımıdır. Mobil öncelik dizini, Google'ın standart arama için tanıttığı yeni modellerden biridir. Google artık web sitelerinin mobil sürümlerine göre sıralamalar oluşturuyor.
Ancak, masaüstü aramalarının ve sonuçlarının tamamen farklı olmadığını lütfen unutmayın. Masaüstü siteleri arama sonuçlarında en iyi arama sonuçlarını alırsa, yerlerini koruyabilirler. Ancak, Google'ın artık tüm sıralamaları mobil cihazlarda yaptığını ve arama sonuçlarına göre eşleşeceğini bilmelisiniz.
Tasarım açısından tasarımcılar ellerinden gelenin en iyisini yaparak farklı çözümler geliştiriyor. Her şey belirli standartları karşıladığı sürece iPhone veya Android'den bağımsız olarak web sitenize doğrudan erişim izni vermelisiniz.
Cep telefonunun tahtını tamamen alıp almayacağı tam olarak açık olmasa da, Google şimdi bu yönde rotayı değiştirdi. Artan her yeni trafikte, cep telefonu çok daha önemli hale geliyor. Bu nedenle, çalışmalarınızın bu yönünü ortaya çıkarmadan SEO çalışmalarınızın bir parçası olarak hareket etmelisiniz.
Google'ın mobil dizini yıllar içinde gelişti ve mevcut biçimini aldı. Gelecekte geliştirilmeye devam edecek algoritmalar sayesinde normal aramalarda olduğu gibi çeşitli gelişmeler bulabiliriz.
Günümüzün mobil dünyasında m.example.com gibi bir yaklaşım artık kabul edilemez. Bu nedenle, sitenize bu tür yaklaşımlar eklememelisiniz. Bu yordamı kullanmaya başlarsanız, kısa bir süre içinde kopya içeriği ile ilgili sorunlar yaşayabilirsiniz
.Artık mobil cihazlar için kabul edilen standart duyarlı tasarımdır. Web sitenizi duyarlı tasarıma değiştirmeli ve yolunuza devam etmelisiniz. Duyarlı tasarım için en önemli faktör, web sitenizle ilişkili tüm sonuçların dizine aynı şekilde eklenmesi ve size bazı rekabet avantajları sağlamasıdır.
tarama
Tarama, web sitenizin arama motorları tarafından tanınması sürecini ifade eder.
Site mimariniz bunun için uygun değilse veya sitenizdeki dahili bağlantılar yeterli değilse ve bir sitemap.xml dosyanız yoksa, örümceklerin sitenizi bulması kolay değildir.
Ayrıca, web sitenizdeki çok sayıda 404 hatası taranmasını ve dizininize eklenmesini zorlaştırır.
Web sitenize uygulanması zor teknik detaylar örümceklerin web sitenizi taramasını zorlaştırır. Ana çözüm SEO uzmanları olan insanların yolunu takip etmektir.
Robots.txt dosyasının "Disallow: /" içermediğinden emin olmalısınız. Bu talimat varsa, arama motorları web sitenizi dizine eklemeyecektir, çünkü sayfaları talimatlara göre taranacaktır.
"Disallow: /" komutunu "Disallow:" komutlarıyla karıştırmamalısınız. İlk olarak, arama motorlarının sayfalarınızı dizine eklememesini sağlar. İkincisi, arama motorlarının izlenebilir olduğunu gösterir. Fark bu şekilde.
Sitenizin istediğiniz şekilde çalışmasını istiyorsanız, sitenin sıfırdan taranabildiğinden emin olun.
İncelemelerin sitenizin izlenebilir olup olmadığını doğrulamasını beklememelisiniz. Bunu en baştan doğrulamanız, kurulumda her şeyi doğru bir şekilde yapmanız ve yolunuza devam etmeniz gerekir.
indeksleme
Endeksleme, taramadan tamamen farklı bir durumdur. İkisi birbiriyle ilişkili olsa da karıştırılmamalıdır.
Web sitenizde noindex ve nofollow gibi özellikleri kullanmak, dizininizin durumunu olumsuz yönde etkiler. Gereksiz yere kullanırsanız, web sitenizde bir site haritanız yoktur.
Google Search Console hesabınıza giriş yaparken ve Google gibi sayfalarınızı oluştururken her zaman ideal bir çözüm olsa da, bir site haritası kullanmak çok daha kullanışlı ve kullanışlı bir yöntemdir.
Sayfalarınızı standartlaştırmak istiyorsanız, web sitenizin URL yapısına dikkat etmeniz gerekir. Web sitenizin URL yapısında oluşabilecek hatalar, aynı içeriğin dizine iki kez eklenmesine neden olabilir. Bu durumda, Google'ın sıralama algoritması etkili olur ve web siteniz üzerinde olumsuz bir etkisi vardır.
Web siteniz dizine doğru bir şekilde eklenmediyse ve gerekli düzeltmeleri yapmazsanız, uyguladığınız kampanyalardan beklediğiniz verimi elde edemezsiniz. Bu sadece dizin sorunlarına neden olmakla kalmaz, aynı zamanda web sitenizde çeşitli performans sorunlarına da neden olabilir.
Bu nedenle, ilgili durumu dikkate alarak kapsamlı bir site denetimi gerçekleştirmelisiniz. Bu şekilde, dikkate alınmayan birkaç unsuru dikkate alabilirsiniz. Listelenen sorunlarla karşılaşırsanız web sitenizin performansının performanstan çok farklı olacağından emin olabilirsiniz.
Teknik SEO
[caption id="attachment_858" align="alignnone" width="538"]📷 teknik seo[/caption]
Web sitesi hızı, kodlama, JavaScript, şema biçimi, JSON-LD şeması ve standardizasyon gibi neredeyse tüm terimler teknik SEO'yu ifade eder. Teknik SEO söz konusu olduğunda bunlar önce akla geliyor.
Bir şey SEO teknik tarafında yapılması gerekiyorsa ve yapmazsanız, web sitenizin bazı sorunları olacaktır. Bunlar, bazı örnekler kullanılarak çok daha rahat bir şekilde açıklanabilir.
Bir site oluşturduğunuzu düşünün. Her şeyi doğru yapmaya çalışıyorsunuz, ancak standartlaştırma için yaptığınız eklentide biraz ayrıntı kaçırdınız. Bu durumda, siteniz beklediği performansı gösteremez.
Web sitenizin ana sayfasına büyük bir duş kabini yerleştirmiş olabilirsiniz. Ancak, yüklenmesi 3 saniyeden uzun sürüyorsa, sitenizin başlangıç ​​hızı mümkün olduğunca yavaş olacaktır. Benzer bir kural şema uygulamaları için de geçerlidir. Şemanın biçimlendirilmesi sırasında şirket adınızı yanlış girerseniz, sorunlar oluşabilir.
Etkili bir SEO projesi uygularken yaptığınız teknik hatalar, her şeyi aniden farklı kılabilir. SEO uygulamalarındaki teknik hatalara dikkat etmelisiniz.
Özellikle web siteniz büyüdükçe ve daha karmaşık hale geldikçe, bu tür uygulama hataları SEO projenizin tüm bölümlerini etkileyebilir. Bu tür sorunlara çok dikkat etmelisiniz.
içerik
İçerik uzmanları, bağlantı almak için en önemli özelliklerden biri olduğundan içeriğe her zaman öncelik verir. İçerik olmadan, bir arama motoru sıralaması alamazsınız. Çünkü web sitenize ziyaretçi çekmek için hiçbir araç var. İçeriği doğru kullanmazsanız, web siteniz beklediğiniz verimi alamaz.
Oluşturulan tüm içerik aynı değildir. Gereksiz içeriklerin yanı sıra yetkisiz içerik de olabilir. Genel olarak, içeriği kendiniz hazırlamalı, mesajınız konusunda açık olmalı ve ajans için oluşturmaya çalışmalısınız.
İyi içerik oluşturmanın her zaman yeterli olduğunu söyleyen birkaç uzman görebilirsiniz. İçerik okuma düzeyini, cümle yapısının karmaşıklığını ve diğer faktörleri dikkate alan içerik oluşturmaya gerek yoktur. Aslında, yaratılan içeriğin hızlı bir şekilde yayılmasıyla ilgilidir. İçerik hedef kitlenize hitap edip ihtiyaçlarını karşıladığında, iyi içerik anlamına gelir.
Hatasız sıfırdan doğru içerik oluşturmak mümkün değildir. Tüm içerik oluşturma işlemlerini adım adım izlemelisiniz. İçerik başarılı bir şekilde oluşturulursa sonuç üreteceğinden, bu başarılı yazma sürecine anahtar kelime araştırması dahil edilmelidir. Her durumda, içeriği vurgulamanız gerekir.
İçerik konusunda iyi yapabileceğiniz birçok şey var. Anahtar kelime hedefleme, yerinde optimizasyon, meta optimizasyon, yanlış yazım yok ve resim optimizasyonu gibi özelliklere sıfırdan dikkat etmelisiniz. Ancak, hedef kitlenizin herhangi bir nedenle oluşturdukları içeriği beğenmemenizi tercih edebileceğini unutmayın.
Yazdığınız herhangi bir içeriğin dikkat çekmesi olası değildir. Bazen çok iyi olduğunu düşündüğünüz içerik ön planda görünmez ve bazen beklemediğiniz içerik ön planda görünür. Hedef grup burada belirleyici olduğu için, istediğiniz içeriği her zaman oluşturmaya çalışmalısınız.
Oluşturduğunuz içerik fark edilmezse sinirleriniz bozulur. Ancak, oluşturduğunuz aşağıdaki içerik çok farklıdır. En önemli şey, soru sormadan içerik oluşturmaya ve sonuçları beklemeye devam etmektir.
bağlantı
Her zaman olduğu gibi, bağlantılar hakkında bir şeyler duymanız gerekir. Linkler sıralama için en önemli faktörlerden biri olmaya devam edecektir. Bağlantı her zaman bir bağlantı olarak görülebilir, ancak bağlantıların web siteleriyle ilgili farklı anlamları vardır.
Google için kötü olduğu düşünülen bağlantılar var. Google Site Yönetici Kılavuzu bölümünde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. İstenmeyen yöntemlerle oluşturulan bağlantılar elbette kötü bağlantılar olarak kabul edilir.
Sitenize gelen bağlantı istenmeyen yöntemler kullanılarak oluşturulursa, siteniz olumsuz etkilenir.
Bağlantılara uygun yöntemler kullanılarak ve sektörünüzdeki ilgili sitelerden erişilmelidir. Her zaman olduğu gibi, temel kriter kalite olmalıdır.
Kötü bir bağlantı elde etmek bile kötü bir iş olarak görülmüyordu. Bir veya iki kötü bağlantı bugün hala zararlı olarak kabul edilmemektedir. Ancak, bağlantı profiliniz tamamen kötü bağlantılardan oluşuyorsa, web siteniz büyük ölçüde acı çekecektir.
İyi bir bağlantı profiline sahip olmak istiyorsanız, bağlantı profilinizdeki bağlantıların farklı olduğundan emin olmanız gerekir. Yalnızca bir tür bağlantı araması yapmamalısınız. Bağlantı profilinizde farklı bağlantılar olması, bağlantı profilinizin bütünlük oranını artıracaktır.
Bir bağlantının tamamen kötü ya da iyi olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak, genel kurallara uymalı ve her zaman iyi olduğunu düşündüğünüz bağlantıları takip etmelisiniz. Bağlantı profiliniz için en iyi yöntemi kullanmak istiyorsanız izlenmesi gereken en önemli kuraldır.
Harekete geçin
Dünyanın en mükemmel planına sahip olabilirsiniz. Bir kağıt sitesi hakkında mükemmel bir fikriniz olabilir. Ancak, bunu başaramazsanız, hiçbir zaman kaybeden olacağını hatırlamanız gerekir.
Hareket ettiğinizde, bir projeyi takip ediyorsunuz ve işiniz gerçekten hayal edebileceğiniz SEO faktörlerini uygulamak olmalıdır. SEO'da kesin bir yöntem yoktur. Hedef kitlenize göre elinizden geleni yapmalı ve SEO stratejilerinizi geliştirmeli ve uygulamalısınız.
Diger makalelerime ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]


2020.02.25 21:13 kyoko78 Sanat sanat için mi toplum için mi?

Sanat, sanatçının o anki duygularını aktarır. Düşünceler önemli değildir veya ikinci plandadır. Sanat sanat içindir. Bunu anlatmak için önce “Sanat toplum içindir.” sözünden gideceğim.
Bunu savunanlar sanatın toplumu anlatması gerektiğini, sanatın insana fayda sağlaması gerektiğini düşünür. Sadece sanat değil, hayvanların, Dünya'nın insan için yaratıldığını düşünür. Çok kibirli bir düşünce. Sanatçının yaşadığı toplumdan etkilendiğini söyler. Asıl etkilendiği yaşadığı toplum değil, hayatın ona verdiği olaylar ve tecrübelerdir. Günümüzde her ülkede her türden sanatçı çıkabilmektedir. Yaşadığı toplumdan çok diğer toplumlardan etkilenen sanatçılar da vardır. Sanatın insana faydası olması gerektiğini, yaşadığı zaman hakkında bilgi vermesi gerektiğini düşünürler. 1900’lerden herhangi bir resme baktığınızda öncelikle resmin aktardığı duyguları hissedersiniz. Daha sonra ayrıntılı incelerseniz o dönem hakkında bilgiler elde edersiniz. Asıl amaç duygu aktarmaktır. Bilgi aktarmak zorunda değiller ya da ikinci plandadır. Üstelik 1900’ler hakkında bilgi edinmek istediğinizi düşünün. O dönem yapılmış bir sanat eserini inceleyip analiz mi edersiniz yoksa bilgi vermek için yazılmış kitaplardan ve internetten araştırma mı yaparsınız? Aslında bu bilgi aktarma fikri şuradan gelmektedir. Yüzyıllar öncesini analiz etmek, yaşamlarını incelemek için elimizde kalan şeyler mimari yapılar, sanat eseri yazılar, resimler, heykeller vb’leridir. Ama bu sanatın toplum için olduğunu göstermez. Elimizde onlara ait inceleyebileceğimiz başka bir şey yok çünkü.
Sanat neden sanat içindir? Dediğim gibi duyguları aktardığı için. Bir sanat eserine baktığınızda ilk olarak mutlaka iyi veya kötü içinizde bir duygu uyandırır. Tabi bir sanat eseri her insanda aynı duyguyu uyandırmaz. Sanat görecelidir. Çünkü insanların bakış açıları ve düşünce şekilleri farklıdır. Mona Lisa’yı sevmemeniz sizi sanattan anlamayan biri yapmaz. Zaten turistlerin en büyük hayal kırıklığıdır Mona Lisa. Gidenlerin yarısı umduğunu bulamadığını söyler. Bu yüzden sanatçıların en iyi olarak nitelendirdiği eserleri de sevmek zorunda değilsiniz. Mozart’ın senfonisini de sevmeyebilirsiniz. Onun yerine başka bir sanatı sevebilirsiniz. Hayatınız boyunca hiçbir eseri sevmediyseniz eğer bu sizi sanat düşmanı yapar. Başka bir örnek ise yabancı müzikler. Söylendiği dildeki bir kelimeyi bile bilmediği halde o müziği dinleyen kişiler vardır. Çünkü o müzik dinleyen kişiye aktarmak istediği duyguları başarılı bir şekilde aktarır. Dili bilmesine gerek yoktur çünkü bilgi aktarmak, dinleyiciye faydalı olmak zorunda değildir.
Bir eser gördüğünüz de o eserin sizde uyandırdığı duygudan etkilenirsiniz. Sanat duyguları aktarır. Sanat sanat içindir. Bir eseri anlamaya çalışmak, o dönem hakkında eser üzerinden bilgi edinmek zorunda değilsiniz. Gerçekten sanatın o dönemin özellikleri hakkında size bilgi vermesini istiyorsanız, internet elinizin altında hazır. Oradan tam anlamıyla bir araştırma yapabilirsiniz. Bir eserin ne kadar sanat olduğu ise sanatçının o eseri yaparken ki duyguları ne kadar doğru aktarabildiğidir. Çünkü sanatçının vermek istediği duygudan farklı da olsa her eser biraz duygu aktarır. Ve aktardığı duygunun yoğunluğu da önemlidir. Bir roman okurken oldukça detaya inersiniz. Burada amaç sizin orada olduğunuzu hissettirmek, karakterlerin duygularını size tam anlamıyla aktarabilmektir. İyi romanların ortak özelliği budur. Yazarın romanı yazarken ki amacı o mekandan bahsedip sizin o dönem hakkında bilgi sahibi olmanız olsa bile sizi ilk olarak etkileyecek olan asıl şey sizin gerçekten orada olup yaşananları hissediyor olmanızdır.

Sanat duyguları aktarmalı, sözleri değil. –Ge’els.
submitted by kyoko78 to KGBTR [link] [comments]


2020.02.23 08:38 bariscsknr Bohem Bir İlişkinin Yıkıcı Ayrılık Parodisi - 2. Perde (TRAGEDYA)

OLAY BİR EVDE GEÇMEKTEDİR. K KADIN, B ERKEKTİR.
K - Burçlar kaymış amk, yengeç ne ya? Allahın histerik burcu. Bugün hiçbir iş doğru gitmez mi? Hay böyle işin ta içine..
B - Benim E'nin burcu da yengeçti. Belli oldu şu aralar senin de neden böyle göt olduğun. O da az göt değildi. Benzediniz birbirinize.
K - Oğlum esas sen götsün ki göt gibi ortada kalıyorsun her seferinde. Kaşınma, insanın damarına basıyorsun. Ben de acımasız olacam, salağa bak E ile kıyaslıyor beni.
B - Ne yaptığının farkında olmak da güzel bir şey tabi.
K - Ben bir şey yapmadım valla, yara kaşıyan sensin. Bırakmıyorsun kabuk bağlasın. O kadar kaşırsan, sonunda kanar böyle. Bence sen yaptığının farkına var biraz. Hala kendin yapıyorsun, sonra karşı tarafa adilik yapıyor gibi hissettirmeye çalışıyorsun. Hasta mısın lan sen, doğru söyle?
B - Yaptınız yaptınız, hepiniz yaptınız. Önce kolay olan benim yanımdı, kaldınız. Zor olsaydı başta giderdiniz. Sonra benden daha kolay olan bir yer buldunuz, oraya gittiniz. Ne de olsa artık B'ye ihtiyacınız yoktu. Yeni destekçileriniz, yeni sosyal çevreniz olacaktı. Hepiniz yolunu bulunca, göt gibi bıraktınız.
Kabul edin, böyle bir götsünüz siz işte ve hayatınızı da kendiniz gibi götlerle geçireceksiniz. Çünkü size değer verip musamma gösterenler, kalpleri kırılmış ve yorulmuş bir şekilde, sizi hayatlarından sonsuza dek siktir edip, atacak.
K - Sen mi bana değer verdin, yuh!! Sen değer veriyorsun da canım, hiç karşındakine bunu gösterme, gönlünü hoş tutma gereği duymuyorsun. Herkes senin isteğin zaman, sana istediğin gibi davranacak. Senin tavır bu yani, kusura bakma.
Ha kendini de kandırabilirsin tabi. Bu kadınlar sana ihtiyaç duydu, sonra başka birilerini buldu gitti diye.
Sosyal çevrenin desteklemesine gelince, artık sana diyecek lafımın kalmadığı son nokta. Kör müsün lan sen? Beni destekleyen bir sosyal çevrem var gibi mi görünüyor o taraftan.
Ayrıca yine diyorum, başkalarının mutsuzluklarını kendine mutluluk edinirsen, kendine başarı sayarsan esas sen mutsuz olursun. Bunu kendine yapma. Es kaza başarılı, mutlu falan olurum sonra kahredersin kendini.
B - Bana kimse ihtiyaç duymadı. Ben ihtiyaç duyulacak biri değilim. Ama benim yanımda kalmak senin kolayındı, sonra oraya gitmek daha kolay oldu. Yani buradayken de kendini düşünüyordun, giderken de kendini düşündün. Hatta benimle eve çıkarken bile, içten içe kendini düşündün. Onun için insana değer vermekten bahsetme.
Son olarak başkalarının mutluluğu veya mutsuzluğu üzerine kendimi bir duyguya sokacak değilim. Mutlu olmaktan bahsediyorsun, insanlarının mutluluk anlayışları görecelidir. Ama benim mutluluk anlayışımla zaten mutlu olsaydın bu durumda olmazdın ki senin mutluluk anlayışın beni ne kıskandırır ne de kahreder, sadece acırım.
Ben en kötü, en sefil halimde bile mutlu oldum, kimseye de ihtiyaç duymadım. Hatta en kötü, sefil ve yalnız halim mutlu olduğum yegane yerdi. ama sen her zaman mutlu olmak için bana veya bir başkasına ihtiyaç duyacaksın.
K - Ben tabiki de kendimle ilgili şeyleri her zaman düşünüyordum. Ama içimde seninle ilgili olan çelişkilerin sebebi, tamamen senin davranışlarındı.
Ben seni ailem gibi görecek bir aşkla, bir bağlılıkla sevmek istedim. Güzeli, değerlisi buydu çünkü. Ama sen buna karşılık vermedin. Üstüne basa basa söyledim, düzeltilmesi gereken şeylerin ne olduğunu biliyorsun.
Bana sevmeyi bilmeyen kadınlar tarafından terkedilmiş ıssız adam tribi yapma. Ben nasıl sevdiğimi ve nasıl sevilmek istediğimi çok net ortaya koydum ve senle ilk eve çıktığım gün de adım gibi emindim ne gibi sorunlarımız olacağından.
Yanlış anlama asla sen suçlusun demiyorum. Benim de hatalarım vardı, kimin olmaz ki. Ama bazı konular vardı ki senin içine işlemiş, ne yaparsam yapayım o konularda değişme ihtiyacı hiç hissetmedin. İçten içe sen de biliyorsun ne gibi konular olduğunu. Çok konuştuk çünkü, çok da kabul ettin bazı şeyleri, kabul etmesen de anladın, hak verdin.
Beni içten pazarlıklı olmakla suçlayamazsın. İlişkinin her köşesinde sana duygularımı, düşüncelerimi açtım. Açamadığım zamanlarda da sen aylarca sustuğun ve beni ittiğin içindi. Kendimce bi yola girmek zorunda kaldım. Kısacası senin gibi yalnız hareket ettim hayatta. Yani ben fiziken evden çıktım diye terketmiş falan değilim. Daha önce de söyledim. Sen beni baştan terkettin zaten.
"Aldattın beni kendi kendinle, mecburi hizmetteyken ben yaşam bölüğünde" ve ben hala seninleyken, bazı güzel günlerimiz hariç, sıklıkla olduğu gibi tek kişiyim.
B - Bunu söyleyin sen olması çok komik. O zaman ben de sana şöyle diyim ''zaman aralığını süpürmeyi unutma ben yokken"
K - Birbirimizin ihtiyaçları var. Sevme ve sevilme ihtiyaçlarımız, iletişim kurma ihtiyaçlarımız, kendimizle iletişim kurulması ihtiyaçlarımız ve tarzlarımız gibi. Soru şu; iki taraf da bu ihtiyaçlara ve tarzlara özverili bir şekilde karşılık vermeye razı mı? Yoksa herkes oturduğu yerden, benim istediğim olsun mu diyecek, sıkışınca da laf dalaşına mı girilecek?
Sen çocuğu bile reddediyosun. Ben bu konuda bile o kadar açıktım ki. Çok zor iş evet, hiç yapasım da yok ama yaşlanınca bir ailem olsun istiyorum kocaman ve sıcacık. Tek başıma ölmek istemiyorum. Sırf bunun için de sağlıklı büyüyebilecekleri bir ortamda, iyi niyetli, sevgi dolu bir babayla birlikte çocuklarım olsun isterim. Sen ona da "ne çocuğu" deyip, kestirip attın. Daha ne diyeyim sana. Ben keyfimden bir şey yapmıyorum.
Bir ilişkide iki tarafın da sorumlulukları, hataları vs'si vardır. Sen suçu seni terkettiğini düşündüğün kadınlara atıyorsun ve kendinde hiçbir sorumluluk hissetmiyorsun.
Herkesin iyi ve kötü olduğu alanlar vardır. İyi niyet bunları ortaklaştırıp, ortak bir hayat kurabilmekte gizlidir. Sen beni beğenirken bile kötü niyetlisin, dönüp de beni içten pazarlıklı, bencil, kendini düşünüyor diye suçlama hiç. Burada illaki kendini en çok düşünen biri arıyorsak, bir dürüst ol kendine lütfen, bir objektif bak.
B - Tamam, peki. Bitti, geçti sorun yok artık. Uzatmaya gerek yok ama madem ben böyle biriydim keşke 2 yıl kalmasaydın benle. Terkettikten sonra da hala hayatımdaki en yakın insan sensin demeseydin.
K - Hadi ya. Senin laf sokacağın kısım geçince "iyi, peki, artık geçti" Bu yüzden göt gibi ortada kalıyorsun. Çünkü götlük yapıyorsun.
B - Her ne boksa işte. Cevap versem veririm de gerek yok, boş bi tartışma. Güzel bir aile kurarsın umarım ileride, bir düzine çocuğun olur, emzirirsin onları.
K - Bir düzine olmaz, o kadar da değil. Ben seni hala öyle görmek istiyorum ama sen istemiyorsun, elinden geleni yapıyorsun yani. Arkadaşım bile olmak istemiyosun. Bir normalleştiremiyoruz ilişkimizi.
B - Evet istemiyorum. Çünkü sen benim arkadaşım değilsin.
K - İyi ama sevgilin de olmadım hiç.
B - Olmadıysan geçmiş olsun o zaman.
K - Madem öyle, hiç teklif etmeseydin. Sevgili gibi davranmıyacaksan niye teklif ettin?
B - Kusura bakma yaptım bi eşeklik, affet.
K - Madem ben 2 yıl kalmışım laf ediyorsun. Hala tek taraflı bir ağızla konuşuyorsun. Ben sana 1. yılın sonunda dedim evleri ayıralım, öyle devam edelim, böyle yıpratıyoruz. Hem biraz nefes alırız, hem ilişkiyi gözden geçiririz. Demedim mi söylesene. Boş boş, yalan yanlış konuşuyorsun. Beni sen zorladın, resmen terketmekle tehdit ettin beni. Şimdi ne oldu, ayrılmadık mı?
B - O gün yapsaydın keşke, bugünki gibi gitseydin, ne diye durdun?
K - Ben senin gibi tek başıma karalar almıyorum, seni de dinliyorum.
B - Beni dinledin de sonuç ne oldu?
K - Senin gönlün yoktu.
B - Bu gidişinde çok gönüllüydüm, değil mi? Boşversene.
K - Hayır ayrılmak zorunda değildik. Sen benimle ilişki kurmamakta ısrarcısın. Bazı isteklerimi görmezden geliyorsun, anlamak istemiyosun.
B - Neymiş isteklerin, çocuk mu?
K - He, evet. Hadi gel yapah bi tane.
B - Gel yapak tabi, baban bakar. Yapıp yapıp anana veririz.
K - İşte abi, isteklerin çok mu diyorsun. Şu tavır zaten problem olan, senin şu tavrın. Bir de neyi, ne zaman şakaya vurup, neyi ciddiye alacağını bilmiyorsun. Çığlık atsam ölüyorum diye, senin aklına yatmazsa kıçını kaldırıp gelmezsin.
Beni, ben hala yaşarken, cıvıl cıvılken sev. Ölümümün, yokluğumun üstünden siyaset yapma. Arkamdan konuşma, çünkü şu an yaptığın bu. Sanki birlikte yaşamamışız, tek ben yaşamışım gibi kendinde hiçbir açık görmeden şu anda bana saldırıyorsun. Sadece fiziki olarak yokum diye ve bunun örneklerini hayatında gördün diye karşındakini suçluyorsun. Sence de çok açık değilmi ?
Neden hep böyle oluyor. Madem hep başına geliyor, kendini sorgulaman gerekmiyor mu ? Şahsen genelde insanlar öyle yapar. Acaba aynı şeyi defalarca tekrarladığını göremiyor musun? Aptallığın açık kanıtı bu, Albert Einstein.
B - Çok klişe ve aptalca bir söz.
K - Evet çok klişe ama fazla evrensel olduğunu düşünüyorum. Sende bir götlük var. Ya seçimlerini değiştir ya da kendini. Aynı seçimlerle aynı şeyleri yaparsan sonuç farklı olmayacak gibi.
B - Evet, en iyisi köylü bir kadın bulmak.
K - Çok net yani.
B - Evet öyle. Değiştirmem lazım.
Sağol yaşam uzmanı, teşekkür ederim bu engin bilgilerin için. Ama sen de değiştir bence tercihlerini.
K - Yaşam uzmanı değilim, ben bi bok değilim. Ama sen de bi bok değilsin. Kendini gökten aşağı indirdiğinde göreceksin bir bok olmadığını. Asla anlamak istemiyeceksin değil mi?
B- İstemiyecem, anlamıyacam. Çünkü anlaşılacak bir şey yok. Gerçek çok net, ben İsa Mesihim.
K - İsa Mesih olabilirsin ama beni mutlu etmek istemedin. Hayır, sen mutsuzsun. Hepimizin mutsuzlukları var ama ben sadece en azından sevgilimle mutlulukları daha çok paylaşmak, mutsuzlukları da paylaşarak azaltmak istedim. Sen tersini yapıyorsun. Mutsuzluğu arttırıyor, mutluluğu da sömürüyorsun. Bazı şeyler o kadar somut ki şu anda söylerim.
Oğlum demokratik bir kafan olsa, her yolu, her çareyi bulursun bir sorunu çözmek için ya da hayatındaki her şey için ama sen takılıyorsun bir noktaya ve kimseyi duymak, dinlemek istemiyorsun. Dolayısıyla seninle ilerlenemiyor.
B - Ben seni mutlu etmek istemedim falan diye bir şey yok. Sen çok mutlu olmak zorundaydın, aşırı mutlu. Her zaman yetinemedin, böyle bir gerçek vardı. Kendini bu sefilliğe layık görmedin. Çünkü sen padişah kızıydın, olay bu yani.
Ben demokratik falan olduğumu da iddaa etmiyorum. Demokrasiyi sevmem. Akıllılar vardır, bir de aptallar. Ya itaat edersin, ya da itaat edilirsin. Gerçek olan budur. Demokrasi, bunun üstüne giydirilen kıyafettir.
K - Hala yaftalıyorsun. Ben padişah kızıyım ya, ne demezsin.
Sen tam bir gerzeksin biliyor musun? Bu sözlerin hiç bir gerçekçilği yok. Sen de biliyorsun, bu sözlerine kendin bile inanmıyorsun. Sırf şu anda beni yaralamak için söylediğin şeyler.
En nefret ettiğim, en çelişkiye düştüğüm, denge kurmaya çalıştığım konu üzerine gidiyorsun. İnsanı mutsuz ediyorsun ve buna dair gerçekten art niyetli bi çaban var. Çünkü hazmedemiyorsun, sen oturduğun yerden bekliyorsun. Bir şeyler ters gittiğinde hiç sorumluluk almıyorsun. Sonra da karşındakini yıkmaya, yok etmeye programlanıyorsun.
B - Yoo gerçekten böyle düşünüyorum. Gerçekten düşündüğüm şeylerdi onlar, sende gördüğüm bu benim.
K - O zaman kusura bakma ama sen bi bok anlamamışsın benle yaşadığından. Ben padişah kızıysam madem, sen de benimle beraber olduysan, o zaman sen de az paşa gönülllü biri değilmişsin, hata para yiyicimişsin. Sürekli para kavgamız olurdu zaten, demek buymuş. Bende para bok nasılsa.
B - Sende para çok değildi ama olmalıydı. Sen bence zengin bir sevgili bul, onunla çok mutlu olursun. Her gün çikolata, sinema, arabası da olsun ki gezebilin. İstanbul dışı falan yapın.
K - Yaaa yatlar, tekneler, evler isteyen sensin. İki gündür maaşım maaşım diye kendini paraladın. Kendi ihtiyaç duyduğun şeyleri bana söyleme. Benim umrumda değil. Ben kurtulmak istiyorum.
B - Param yok gerizekalı. Sanki maaş da on milyar. Evet, ben de olmasını isterdim ama yok ve gene de mutluyum. En azından olması gerektiği kadar mutluyum ama sen mutlu musun, bunu sor bir kendine.
K - Benim de yok ama bak ettiğin laflara. Paşa kızıymışım, demekki herkes göründüğü gibi değil.
B - Lan senin bi giderin mi var? Baban 100 lira verse hepsi abura, cubura, tüketime gidecek. Duyan da ev geçindiriyor sanır seni. Önce çalış da masraflarını karşıla. Sonra gel bana benim de param yok de. Ne kadınsın ya güldürdün beni gece gece. Diyo ki benim de param yok. İstanbul'da müstakil evde yaşıyor, param yok diyor.
K - Senin gelirin mi var angut? Hala kendini kandırıyor, ev geçindirdiğini falan sanıyor adama bak.
B - Maaşım var. Kendi masraflarımı kendim karşılıyorum en azından. Ben mutsuz değilim. Sen aşırı mutlu olmak istiyorsun, olay bu. Ben gayet eğlenceli biriyim aslında ama kullanmasını bilene.
K - Sen puştsun o zaman. Bu lafa bakılacak olursa puştun önce gideni gibi bir şey olman gerek.
B - Evet, bu bir gerçek ama sonuçta kadınlar da sırada beklemiyor. Zaman meselesi her şey, hayatın döngüsü, kadın erkek ilişkisinin bir sonucu, modern yaşamın evlilik biçimi, dost hayatı yani. Anlatabiliyor muyum?
K - Sonuçta geçen yıl da evleri ayırabilirdik, iyi niyetli olsaydın, daha doğrusu işine gelseydi. İlişkimize biraz emek vermek için yapsaydın, şimdi belki de aynı evde olurduk, belki bu yıl eve çıktığın kadın ben olurdum. Çok daha sağlam olurdu ama işine gelmiyor senin işte. Ben de ondan sana dedim "sen anca eğlenilecek adamsın" diye, "senden baba falan olmaz" diye. Ayrıca ben seninle eğlenmesini çok iyi bildim. Ancak istediğim sadece eğlence değildi. Sen evliliği eğlence diye algılıyorsun.
B - Ben eğlenilecek bir adamım, benden baba olmaz tamam. Baba olan birini bul o zaman. Neyi tartışıyorsun benimle anlamadım. Bence sen evlen. Baban seni eversin. Çok acil ihtiyacın var senin buna.
K - Çünkü sen hala benim en yakınımda, 2 yıl sonunda hala benim arkamdan kötü, abuk subuk konuşacak ve hala beni anlamayarak daha doğrusu öyle gibi davranarak yaralamaya çalışacak birisin.
Şunu da çok iyi biliyorsun ki ne kadar çok anlamamazlıktan gelirsen o kadar çok kendimi anlatmaya çalışacam ve ne kadar çok yaralanırsam o kadar çok uzun vadede senle konuşmayı sürdürecem. Çünkü hep kanayan bir yara olacak, çünkü hep anlaşılamamış olmanın acısını çekecem. Bunu bildiğin için de hala vurdum duymazlık yapıyorsun, kan akıtmaya çalışıyorsun.
B - Senin yeni bir sevgili bulacağın gün, benimle olan ilişkin bitecek ki bence zaten bugün her şey bitti, uzatmaları oynuyoruz. Boşuna kendini yorma. Yok anlatacam da, edecem de, senle ilişkimizi koruyacam da, arkadaş kalacaz da falan. Hikaye bunlar. Sen yoksun artık, ben de yokum, bitti gitti.
K - Hala daha yüzsüzce suçu bana atabiliyorsun. Buradaki en ala burjuva sensin ve o kadar tembelsin ki burjuvazinin rahatlığından uzak yaşıyorsun ama ilk fırsatta hemen kolaya konuyorsun.
Yok, senin öyle bir niyetin yok. Bizim ilişkimiz başladığı gün bitmişti ona bakarsan. Sen istemiyordun çünkü. Çünkü aynı öküzlüğü sürdümekte ısrarcı olacaktın.
B - Evet, ben seni hiç sevmedim, evet öküzüm ben. möööö mööö bak mööölüyorum.
K - Off ayak yapma. Sevmekle ilgisi yok. Sen insanın duygularını sömürüyorsun.
B - Sen de duygu sömürüsü yapıyorsun başka da bir bok yapmıyorsun. Senin bana karşı bir duygun yok, kandırma hem beni hem kendini.
K - Hayır, sen gayet insanın duygularını sömürüyorsun. Benim sana karşı duygudan fazlası var ama bu senin umrunda değil. Bu konuda hiç mi hatan yok ya, sen o kadar mı kusursuzsun, sürekli laf söylüyorsun, bi yerde kendini eleştir. Ben sevgililerimle arkadaş kalırım edebiyatını da gördük ki yalanmış.
B - O duygu dediğin kanayan bir yara, kendini pişman görme yarası. Yeni hayata başlarken, geride kalanları unutmadan önce, günah çıkarma psikolojisi. Sen bu evden giderken, o son konuşmalarla zaten o kanayan yarayı söküp attın, bak beni şair gibi konuşturuyorsun.
Evet yalandı. Patlak bir teori oldu o, tutmadı. Şu anda benle görüşmek isteyen bir tane eski sevgilim yok. Herkes kendi hayatında, sende öyle olacaksın.
K - O zaman sen, zaten ilişkimiz daha başlamadan yalan söylüyormuşsun. Çünkü E'yi falan arkadaşım diye yutturdun bana. Benle bir ilişkiye başlayınca kızı siktir ettin. O yüzden benim de aynı şeyi yapcağımı, aynı kafada olduğumu düşünüyorsun . Herkes senin bildiğin gibi değil, herkes sen gibi de değil. Biraz farklılıkları anlamaya, insanları anlamaya, dinlemeye, güvenmeye çalış. Nasıl korkunç yaralayıcı, bencil konuştuğunu asla bilemezsin. Bir de utanmadan karşı tarafı suçluyorsun.
B - Ben seni ne zaman siktir edecem biliyor musun, yeni sevgilin olduğu zaman, biriyle öpüştüğünü öğrendiğim zaman, biriyle el ele tutuştuğunu düşündüğüm zaman, o zaman işte seni siktir edecem, aramıcam, sormıcam. Bilgin olsun, açık net söylüyorum. Yani senin öyle yapacağını düşünmüyorum, zaten ben yapacam onu. Ayrıca ben ne dersem diyeyim, her şey olacağına varır. Ama ben kendimi biliyorum, benim dediklerim olacak neticede, çok net yani.
K - Tamam canım o zaman, kasma fazla sen. Sen çünkü her şeyi sana bağlı sanıyorsun. Her şeyi zaten kendine göre yapıyorsun, başka bi şey için izin vermiyorsun. Bu durumda zaten her şey senin dediğin gibi oluyor. Dediğim dedik diyorsun, diktatörlük yapıyorsun ve insanların hislerini, duygularını hiçe sayıyorsun.
Hala sadece sen varsın! Bu kadar yalancılıkla yaşamak istemiyorum. Sevdiğim gibi kalmanı istiyorum, en azından güzel anlarımızdaki gibi. Bazı şeyleri aynı anda yakalamayı başardığımız uyumlu, az da olsa birbirimizi mutlu ettiğimiz günlerimizdeki gibi, sana inandığım, hayalini kurduğum, yanındayken kendimi güvende hissetiğim gibi kalmasını istiyorum. Sen zaten hiç bir şeyin hayalini kurmuyosun, hala abuk subuk amaçsızca, can sıkmak için çabalıyorsun. Anlamıyorum da ne yapmaya çalıştığını.
Hatta dışarıda, ülkede, sokakta ne kadar kötü bir gün olmuşsa olsun, yanına geldiğimde her şeyin düzelmese de daha katlanılır bir hal alacağına inanmak istediğim, hakkını yemiyim, zaman zaman da her şeyi düzelttiğin sihirli anlardaki gibi kalsın.
Ben öpüştüm birileriyle, yatacak gibi oldum hatta. Artık ister görüş benimle, ister görüşme, ne yaparsan yap.
B - Teşekkür ederim, beni öldürdün, beni aldattın. Senden nefret ediyorum, sen çok pislik bir insansın.
Beni hiçbir şey kırmazdı ama bu kırdı hem de bu zamanda. Gerçekten çok teşekkür ederim, iyi olan her şeyin içine sıçtığın için.
Tam da düşündüğüm gibiymiş her şey. Sen tam bir pislikmişsin, orospuymuşsun. Artık siktir olup gidebilirsin hayatımdan, yaşattığın her şey için teşekkürler ve tebrikler.
PERDE KAPANIR.
submitted by bariscsknr to u/bariscsknr [link] [comments]


2019.12.03 20:55 heysub letgo'dan iPhone XR alırken dolandırılıyordum

Öncelikle lütfen kimse bana ölücü - enayi - kek gibi sıfatlarla bulaşmasın, yerimde kim olsa aynı ölücülüğü yapardı, ben yapmazdım diye söylenmeyin çünkü aynı şartlara sahip olsaydınız kesinlike yapardınız. 3 gün önce letgo'da gezinirken 2. el iPhone XR gözüme çarptı, fiyatı 2750TL'ydi.
İlk başta dolandırıcıdır diye düşündüm, daha sonra satıcıya ulaşıp nabzını yoklayayım bari dedim. Adamın acil nakite ihtiyacı olduğunu, telefonu taksitle Turkcell'den aldığını belirtmesi bana güven verdi. TC kimliğinden tutun ikametgâhına kadar her şeyini paylaştı. Yani adam o paraya muhtaç olduğunu o kadar hissettirdi ki pazarlık yapma işine bile girişemedim, daha ne kadar fiyatı indirebilir ki diye düşündüm.
Aynı günün akşamı bu sefer telefondan konuştuk detayları. Çok kibar ve nazik birisiydi kendisi, iyice kanım kaynadı. Cuma günü (dün) buluşmak ve ürünü göstermek için yer ve zaman istedi benden, sabah işim olduğu için akşam saatleri daha iyi olur dedim kendisine. Mekanı kendisi bile ayarlamadı, benden yer seçmemi istedi. Küçük bir şehirde yaşadığım için uzaklık pek sıkıntı olmuyor, her yer birbirine yakın ama yine de işlek bir kahveci seçtim.
Mekana girmeden nakit durumumu halledeyim diye civardaki bir ATM'den 2750TL çektim, ne olur ne olmaz telefonu başkası kapmadan hemen alırım diye düşündüm. Parayı çekip kahveciye girdim ve bizim elemanın olduğu masaya yönelip el sıkışıp oturdum, direk mevzuya girdik. Telefonun kutusunu çıkarttı ve benden incelememi istedi. Daha kutunun ambalajı bile açılmamıştı, ilk başta kutunun arkasındaki kodları kontrol ettim herhangi bir sıkıntı yoktu. Kutunun ambalajını açtım ve içindeki her şeyi çıkartıp tek tek incelemeye başladım. Garanti belgesini kontrol ederken en arka sayfasında yer alan mεrcαn Inc. logosu dikkatimi çekti. Şaşırdım, ve adama belgeyi gösterip bunun ne olduğunu sormamla birlikte kendisinin amuda kalkarak zεbαniye dönüşmesi bir oldu. Ben daha ne olduğunu anlamaya çalışırken kendimi Esenler Otogarı'nın zemin katındaki zιndαnda buldum. zιndαndaki parmaklıklardan birbirine balgam fırlatan diğer kurbanları ve devriye gezen gardiyan çiη εjdεriyalarını rahatlıkla görebiliyordum. Zaman zaman "Kurtarın Beni Bu Cehennemden!" diyen özel hücrelerdeki SWAT ekipleri de ortama farklı bir ambians katıyordu. Elimi sol cebime attım ve içinden bazuka çıktı, kullanırsam kendimi öldürürüm diye kullanamadım, geri içine koydum ve elimi sağ cebime attım. Şanslıyım ki telefonumu almamışlardı. Hızlıca instagram'a girip mεrcαn dεde'ye DM attım ve uçan kaplumbağasıyla yanıma teleport olup beni kurtardı. Eve varır varmaz letgo'nun canlı destek birimine ulaştım. Durumu detaylıca anlattım ve ellerinden bir şey gelmediğini, bu tarz olayları sadece ilgili emniyet birimlerinin halledebileceğini belirttiler. Yarın ilk işim telefonumla emniyete gidip, tüm mesaj kayıtlarını ve konuşma saatlerini kanıt olarak göstermek olacak. Adamın TC kimliği ile ikametgâhı da elimde zaten, umarım tez vakitte hapsi boylar da böyle şeyler kimsenin başına gelmez bir daha.
submitted by heysub to kopyamakarna [link] [comments]


2019.12.02 02:54 Yuma1313 Orhun Yazıtlarındaki ibretlik tespit

Kısaca Orhun Hitabeleri 8. yüzyılda dikilmiş/yazılmış olan öğüt veren, kağanların yaptıklarını anlatan yazıtlardır. Yazılarda kullanılan dil oldukça karmaşık olduğu için uzun süredir kullanıldığı fakat eserlerinin günümüze ulaşmadığı öne sürülmüştür. İlber Ortaylı son zamanlarda bu yazıtların 8. yüzyıldan daha önce yazıldığının kabul edilmeye başlandığını söylemişti.

Her neyse kısaca öylesine bilgisini vermek istedim çünkü ordan bir kesit paylaşacağım:

"kağan bilge imiş, cesur imiş; buyrukları bilge imiş, cesur imiş. beyleri de kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreye göre tanzim etmişler. sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeş büyük kardeş gibi olmadığı, oğul babası gibi olmadığı için, bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imiş... türk beyler, türk adını atmışlar, çin beylerinin adını almışlar. çin hakanına boyun eğmişler, elli yıl işlerini güçlerini ona vermişler"

Gerçekten çok ilginç geldi. Türk devletlerin yıkılışlarına baktığımızda genelinin benzer şekilde yıkıldığını görüyoruz. Türkler iç birliği sağlayamayıp yıkılmışlardır. Bu bazen türklerin içindeki ayrılıkçılar ile olmuş, bazen de özellikle büyük devlet olanlarında azınlıkların ayaklanmasıyla olmuştur. Basiretsiz yöneticiler ve taht kavgaları da bunlarda etkindir. Tanıdık geldi mi?

Türkiye'nin gidişatı da o yıkılan türk devletlerininkine benziyor. Tabii ki günümüz ile o zamanları bir tutamayız ama tarih tekerrürden ibarettir sözü burda anlam kazanıyor. Atatürk'ün tarihinizi iyi bilin öğütü de bu yüzden söylenmiş gibi geliyor. Hem kültürünü tanımak açısından hem de Türk devletlerinin neden yıkıldığını bilip ders çıkarmak açısından. Fakat bizim ülkede tarih dersleri rezillikten başka bir şey değil. Sadece tarih tarih ne olduğunu ezberleyerek tarih okuyamazsın. Olayların nedenlerini ve sonuçlarını irdelemek zorundasın. İnsanların çoğu Türk devletlerini bilmiyor tabii. Ama bilenlerin çok büyük çoğunluğu da neden bu devletlerin yıkıldığını bilmiyor. Türkiye'deki tarih dersleri ezberci eğitimden nasibini aldığı için öğrenciler tarafından sadece bir ders olarak görülüyor. Fakat böyle olmamalı. Tarihi iyi okumak, sorgulamak gerçekten önemlidir. Tarihim pek iyi olmasa da okuyup araştırdıktan sonra günümüzde yaşadığımız sorunların çoğunun tarihi bağlantıları olduğunu anlamaya başladım. Olayları ele alma şeklim değişti.

Orhun yazıtlarındaki bir diğer ibretlik tespit de:
"türk budunu... sen aç olduğun zaman tokluğunu düşünemezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün. müstakil hanlığına karşı kendin yanıldın. doğuya gittin, batıya gittin, kutlu yurt ötüken'i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? su gibi kan akıttın. kemiklerin dağlar gibi yığıldı. türk budunu, kendi hakanını bıraktı, hüküm altına girdi. hüküm altına giren türk budunu öldü, mahvoldu."

Bu paragraftan da günümüz insanlarımızın yaşama şeklini özellikle de siyasete bakış açılarını görebiliriz. Türk insanı olaylara tepki vermez. Şuan ülkede yaşanan olaylar Avrupada yaşansa hükümet 100 kere düşmüştü.

Gerçekten çok tuhaf geliyor kaç yüzyıl önceki yazıtlardaki şeyler günümüz ile aynı.
submitted by Yuma1313 to Turkey [link] [comments]


2019.07.28 10:13 Haberfutbol24 28 Temmuz 2019 Pazar Spor Haberleri

28 Temmuz 2019 Pazar Beşiktaş Haberleri
Flaş! Abdullah Avcı o transferi iptal etti
Atınç Nukan’ın transferi Abdullah Avcı’ya takıldı.
Yönetim daha önce Beşiktaş formasını giyen 26 yaşındaki oyuncu ile her konuda anlaşmaya varmıştı.
Abdullah Avcı ise istediği gibi sol ayaklı olmasına rağmen top hâkimiyetinin zayıf olması sebebiyle Atınç’ın transferine sıcak bakmıyor.
Abdullah Avcı, net konuştu! "Transfer gerçekleşmezse..."
Beşiktaş’ın teknik patronu, defansın göbeğindeki eksikliğin bütün sezonu etkileyeceğini belirterek transferin bir an evvel gerçekleştirilmesini istedi.
Beşiktaş’ta Vitor Hugo transferinin son anda gerçekleşmemesi üzerine moraller bozulmuştu.
Bunun üzerine Başkan Fikret Orman yaptığı açıklamada, geçtiğimiz sezon yokları oynayan Enzo Roco için, “Kamp çalışmalarında çok iyi gidiyor. Hoca da Roco’dan çok memnun. Bu sezon formayı alacak gibi gözüküyor” demişti.
Ancak Abdullah Avcı için stoper transferi “Olmazsa olmaz” görünüyor... Tecrübeli teknik adam, yönetimle yaptığı görüşmede kadrodan çok memnun olduğunu ve kamp çalışmalarının da kusursuz bir şekilde devam ettiğini belirtirken, tek ihtiyacının stoper olduğunu da söyledi.
Savunmadan oyunu kurabilecek bir oyuncu istediğini söyleyen Avcı, “Vida topla iyi değil. Oyunu mutlaka sol stoperle başlatmak istiyorum. Transfer gerçekleşmezse planlarımız bozulur” dedi.
Hoca’nın ikazını dikkate alan yönetimin listesinde şu an dört stoper bulunuyor. Oyuncu izleme ekibi, Abdullah Avcı ve yönetimin belirlediği dört isimle görüşmelere devam ediyor.
Tecrübeli çalıştırıcının gönlünde ise eski öğrencisi yatıyor. Avcı’nın geçtiğimiz sezon Medipol Başakşehir’de birlikte çalıştığı Alexandru Epureanu’yu çok istediği öğrenildi.
Flaş! Beşiktaş Bruno Martins İndi transferini açıklıyor!
Boyd ve Douglas’ın ardından Hollandalı stoper Martins İndi de Beşiktaş’ta Beşiktaş, Stoke City’nin 6 milyon Euro’luk talebini pazarlıklar sonrası 4 milyon Euro’ya indirip işi bitirdi. Resmi açıklamanın bugün veya yarın yapılması bekleniyor.
Beşiktaş, Abdullah Avcı'nın ısrarla istediği sol stoper transferini Martins İndi ile çözdü. Anlaşmaya varılan Vitor Hugo'nun son anda Palmeiras'a gitmesinin ardından İndi'ye yönelen siyah-beyazlılar, oyuncunun kulübü Stoke City'e satın alma opsiyonlu kiralama teklifinde bulundu.
Ancak İngiliz ekibi, bu teklifi geri çevirerek futbolcusunu 6 milyon Euro bonservis bedeli ile vereceklerini bildirdi. Bu noktadan sonra kıran kırana bir pazarlık başladı.
SIRA GELDİ RİZA DURMİSİ'YE
Stoke City küme düştüğü için ayrılmak isteyen İndi ile daha önce el sıkışan Kartal, görüşmelerde rakamı 4 milyon Euro'ya kadar çekmeyi başardı.
Parayı 4 eşit taksitte ödemeyi planlayan Beşiktaş, detayların halledilmesinin ardından transferi resmen açıklayacak. Siyah-beyazlılarda sol stoper sorunu çözüldükten sonra gözler Avcı'nın bir diğer isteği olan sol beke çevrildi.
Listenin ilk sırasında ise Lazio forması giyen Riza Durmisi var.
Beşiktaş iki isimden birini mutlaka alacak: Ya Indi, ya da Mets
Boyd ve Douglas’la kadrosunu güçlendiren Beşiktaş, şimdi de transferde rotayı savunmaya çevirdi. Bu bölge için Hollandalı İndi ve Estonyalı Mets için kulüpleriyle yapılan pazarlıklarda artık sona gelindi.
Önümüzdeki sezon Süper Lig’de şampiyonluk, Avrupa Ligi’nde ise gidebileceği en iyi noktaya ulaşmak isteyen Beşiktaş, transferde hareketler saatler yaşıyor. Rakiplerin göre transferde biraz hareketsiz kalan ancak Boyd’un ardından Douglas’ı da alarak gaza basan Siyah-Beyazlılar, savunma hattını güçlendirmek için gündemdeki oyuncularla temaslarını tüm hızıyla sürdürüyor. İşte bu doğrultuda Kara Kartal, Vida’nın yanında forma giyebilecek sağlam bir stoper için gözünü Bruno Martins İndi ile Karol Mets’e dikti. İngiltere’de Premier Lig’in bir altı olan Championship’te mücadele eden Stoke City’de forma giyen 27 yaşındaki İndi için kulübüne kiralama teklifinde bulunuldu.
Net cevap bekleniyor
Stoke’a 1.5 milyon Euro önerilirken, İngilizler 2 milyon Euro istiyor. AIK takımında oynayan 26 yaşındaki Mets için bonservis bedeli olarak İsveç temsilcisi 1.5 milyon Euro istedi. Beşiktaş’ın transferden sorumlu kurmaylarının, hem İndi hem de Mets için kulüpleriyle pazarlıkları sürdürdüğü bildirilirken, önümüzdeki hafta içinde taraflardan net bir cevabın alınmasının beklendiği ifade edildi.
Douglas resmen Kartal!
Süper Lig’de son olarak Sivasspor’da forma giyen Douglas’la dün3yıllık sözleşme imzalandı. Brezilyalı sağbek, imzanın hemen ardından dün akşamsaatlerinde Siyah-Beyazlılılar’ın Avusturya kampına katıldı.
Beşiktaş Kulübü, Brezilyalı futbolcu Douglas Pereira Dos Santos’u resmen renklerine bağladı. Siyah-Beyazlı kulübün internet sitesinde yer alan açıklamada, “Futbol takımımız, yeni sezon transfer çalışmaları kapsamında Douglas Pereira Dos Santos ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. Beşiktaş’ımıza önemli hizmetlerde bulunacağına inandığımız Douglas Pereira Dos Santos’a Beşiktaş ailesine hoş geldin der başarılar dileriz” ifadeleri kullanıldı. 3 yıllık sözleşmeye imzasını atan tecrübeli sağ bekin transferi ayrıca kulübün Twitter adresinden videolu paylaşımla duyuruldu. Geçen sezonu Sivasspor’da geçiren 28 yaşındaki sağ bek, kariyerine ülkesi Brezilya’nın Goias takımında başladı.
2014’te Barça’da oynadı
Brezilya’da Desportivo Brasil ve Sao Paulo ekiplerinde forma giyen Douglas, 2014’te İspanya temsilcisi Barcelona’ya transfer oldu. Douglas, Sporting Gijon, Benfica ve Sivasspor takımlarında kiralık olarak oynadı. Geçen sezon 32 Süper Lig maçında 3 gol atan deneyimli oyuncu, dün Siyah-Beyazlılar’ın Avusturya’da devam eden kampına katıldı. Teknik direktör Abdullah Avcı’nın da, Douglas’ın transferinden dolayı son derece memnun olduğu ve Brezilyalı oyuncuya da kendisinden beklentilerini anlattığı bildirildi.
Roco kiralık, Mirin satılık
Beşiktaş’ta iki isme yol gözüktüğü konuşuluyor.
Teknik direktör Abdullah Avcı’nın raporu doğrultusunda önümüzdeki sezon kadroda düşünmediği oyuncuları elden çıkarmak isteyen Beşiktaş’ta iki isme yol gözüktüğü konuşuluyor.
Alınan bilgiye göre yönetimin, Enzo Roco’yu yeni sezonda başka bir takıma kiralık olarak vermeye sıcak baktığı bildirildi. Ayrıca Nicolas Isimat-Mirin’in de bonservisiyle satılmasının planladığı bildirildi. Bu konuda oyuncuların menacerlerinin de devreye girdiği konuşuluyor.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle

28 Temmuz 2019 Pazar Fenerbahçe Haberleri

Comolli transfer için gidiyor!

Fenerbahçe'de teknik patron Ersun Yanal ile sportif direktör Comolli transfer zirvesi yaptı.
Teknik Direktör Ersun Yanal ile sportif direktör Comolli transferle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Dün yapılan zirvenin ardından Fransız direktör stoper, orta saha ve golcü transferi için yurtdışına gidecek.
Stoperde ilk hedef Kolarov. Orta sahada M’Vila için futbolcunun kulübü St. Etienne ile son kez görüşülecek. Bonserviste indirim sağlanamazsa artık diğer alternatifler için temaslar başlayacak. Forvet ise bu iki bölgeye takviye yapıldıktan sonra kesinleşecek.
Stoper için diğer adaylar ise Gençlerbirliği’nden Mert Çetin, Roma’dan Jesus ve sözleşmesi biten Skrtel.

Fenerbahçe'nin Mahmut Tekdemir için yeni teklifi hazır

Fenerbahçe, milli futbolcu Mahmut Tekdemir'i alabilmek için Başakşehir yönetimine önerdiği rakamı 3 milyon Euro’ya çıkardı.
Başkan Ali Koç'un işaret ettiği 6 numara takviyesi için çalışmalarını hızlandıran F.Bahçe'de uzun süredir adı gündemde olan Mahmut Tekdemir için yeni bir hamle yapılacak. Teknik direktör Ersun Yanal'ın alınmasında ısrarcı olduğu milli futbolcu için daha önce 2 milyon Euro öneren sarı-lacivertliler, teklifini 3 milyon Euro'ya çıkararak Başakşehir'in kapısını tekrar çalacak. Transferde aracılık yapan Emre Belözoğlu'nun da Mahmut için eski kulübü ile temasa geçtiği öğrenildi.

Fenerbahçe'de defansa çare Okan Turp

30-31 Temmuz'da Audi Cup'a katılacak olan Fenerbahçe'de defans sorunu baş gösterirken teknik heyetin altyapıda yetişen Okan Turp'u bu bölge için hazırladığı öğrenildi.
Elinden sakatlanan Serdar Aziz'in 1 ay takımdan uzak kalacak olması ve stoper transferlerinin henüz bitmemesi F.Bahçe'de tedirginlik yarattı.
30-31 Temmuz'da Audi Cup'a katılacak olan sarı-lacivertlilerde defans sorunu baş gösterirken teknik heyetin altyapıda yetişen Okan Turp'u bu bölge için hazırladığı öğrenildi. 18 yaşındaki oyuncuyu kafileye dahil edecek olan teknik direktör Ersun Yanal'ın genç öğrencisini Sadık Çiftpınar ile dönüşümlü olarak kullanmayı planladığı öğrenildi. Münih'teki Allianz Arena'da oynanacak Audi Cup'ta 30 Temmuz 19.00'da Real Madrid-Tottenham, 21.30'da ise Bayern Münih-Fenerbahçe maçları oynanacak. Final ve üçüncülük karşılaşmaları ise 31 Temmuz'da olacak.

İşte Ali Koç'un Fenerbahçe'ye müjdelediği transferler

Napoli’ye satılan Elmas’tan gelen 16 milyon Euro, Sarı- Lacivertliler’in transferde yeniden gaza basmasını sağladı.
Fenerbahçe'de forvete Benteke, orta sahaya M’Vila, stopere de Simon Kjaer ile Zanka’nın alınması için tüm imkanlar seferber edildi.

Benteke

İngiltere’de Crystal Palace’da forma giyen ve sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Christian Benteke konusunda Fenerbahçe, görüşmelerini Sportif Direktör Damien Comolli üzerinden yürütüyor. Comolli, Ersun Yanal’ın takımda görmeyi çok istediği Belçikalı forvet için Palace’ı ikna etmeye çalışıyor. Ayrılmak isteyen Benteke için Kanarya’nın 6 milyon Euro’yu gözden çıkardığı gelen haberler arasında yer alıyor.

Isla ile Reyes döndü, Dirar bugün geliyor

Gold Cup’ta Meksika ile şampiyonluk yaşayan Reyes ile Copa America’da Şili forması giyen Isla’nın izinleri bitti, iki oyuncu da dün İstanbul’a geldi.
Afrika Kupası’nda Fas ile mücadele eden Dirar’da ise rötar yaşandığı bildirildi. Dün gelmesi gereken 33 yaşındaki oyuncu bugün takıma dahil olacak. Ersun Yanal, Audi Cup’ta Isla ile Dirar’dan yararlanmak istiyor. Günü çift idmanla geçirecek Fenerbahçe’de sakatlığı bulunan stoper Okan Turp koşulara başladı

Alex de Souza 3 oyuncu seçti!

Fenerbahçe'nin efsane ismi Alex de Souza sosyal medyada sorulan "Bu kadrodan hangi 3 oyuncuyu şimdiki takıma alırsınız?" sorusuna ilginç bir cevap verdi. Alex'in seçimleri şu an Fenerbahçe'nin transfere ihtiyacı olan mevkiler...
Fenerbahçe'nin tarihine damga vuran oyunculardan Alex de Souza, "100. yıl kadrosundan hangi 3 oyuncuyu şimdiki takıma alırsınız?" sorusuna "Appiah, Aurelio ve Diego Lugano" cevabını verdi.
Alex'in verdiği cevapta iki tane iki yönlü orta saha oyuncusu ve bir stoper olması dikkat çekti.
Öte yandan Fenerbahçe'nin gelecek hafta bir stoper transferini de açıklaması bekleniyor.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle

28 Temmuz 2019 Pazar Galatasaray Haberleri

Galatasaray'da Ali Sami Yen anılacak

Galatasaray'ın kurucusu Ali Sami Yen, ölümünün 68. yıl dönümünde 29 Temmuz Pazar günü anılacak.
Galatasaray Kulübünden yapılan açıklamaya göre, sarı-kırmızılı kulübün kurucusu, ilk başkanı ve ilk sporcularından olan Ali Sami Yen için vefatının 68. yıl dönümünde 29 Temmuz Pazar günü bir anma töreni düzenlenecek.
Ali Sami Yen'in Feriköy Mezarlığı'ndaki kabri başında gerçekleştirilecek tören, saat 14.00'te başlayacak.

Galatasaray'dan Gary Cahill harekatı! Didier Drogba devrede...

Premier Lig devi Chelsea ile sözleşmesi bu yaz sona eren ve şu anda bonservisi elinde olan İngiliz stoper Gary Cahill ile ilgili Ada basınından Galatasaraylıları heyecalandıran bir haber geldi.
Premier Lig devi Chelsea ile sözleşmesi bu yaz sona eren Gary Cahill, daha önceki dönemlerde sıklıkla Galatasaray'ın transfer gündemine gelmişti. Henüz kendisine kulüp bulamayan ve bonservisi hâlâ elinde olan 33 yaşındaki İngiliz stoperle ilgili Ada basınından gelen son haberse Sarı Kırmızılılar'ı heyecanlandırdı.
Ada'nın en yüksek tirajlı gazetesi olan The Sun, Galatasaray yöneticilerinin kariyerini Londra'da sürdürmek istediği öğrenilen deneyimli savunmacının transferi için eski yıldızları Didier Drogba'yı devreye soktuğunu duyurdu. Aynı zamanda Cahill'in eski takım arkadaşı olan 41 yaşındaki efsanevi ismin oyuncuyu Türkiye'ye gelmesi için ikna etmeye çalışacağı öğrenildi.

Fatih Terim tedirgin!

Galatasaray’da hazırlık maçlarındaki görüntü ve transferdeki belirsizlikler endişe yaratırken, teknik direktör Fatih Terim de kritik konuların bir an önce netliğe kavuşmasını bekliyor.
Tecrübeli hocanın ilk planda Diagne’nin durumuna odaklandığı öğrenildi. Senegalli futbolcuyu düşünmeyen tecrübeli hoca forvet takviyesi için Mitroglou’nun da gözden çıkarılmasıyla iki isim bekliyor.
Orta alanda da yine Fernando’nun satılmasından sonra 6 numara pozisyonu için oluşan açığın giderilmemesi Terim’i rahatsız ediyor. Sarı-kırmızılı teknik adamı endişelendiren bir başka nokta ise Onyekuru konusunun netliğe kavuşmaması ve savunmaya henüz alternatif olabilecek takviyelerin yapılmaması.
Yeni transferlerin uyumu, adaptasyonu gibi problemlerin yanısıra Afrika Kupası’nda boy gösteren Feghouli, Belhanda, Luyindama ve devam etmesi halinde Diagne gibi isimlerin hazırlık kampı geçirmeyecek oluşu da tedirginlik yaratıyor.
Copa Amerika’da Uruguay kalesini koruyan Muslera da kamp görmeyecek ama onunla ilgili en büyük soru işareti Taffarel’in ayrılığından nasıl etkileneceği. Taffarel sonrası ciddi bir çıkış yakalayan Muslera’nın yeni sezonda sergileyeceği performans şimdiden merak konusu oldu.

Feghouli Akhisarspor karşısında yok

Bu arada Galatasaray’ın, Akhisarspor ile 7 Ağustos’ta oynayacağı kupa finalinde kadroda Feghouli yer almayacak. Sezonun ardından uzun süre milli takımda forma giyen Cezayirli yıldıza Fatih Terim tarafından 9 Ağustos’a kadar izin verildi.

Galatasaray'dan resmi Emre Mor ve Diagne açıklaması

Galatasaray İkinci Başkanı Abdurrahim Albayrak, sarı kırmızılıların Avusturya'nın Seefeld bölgesinde kamp yaptığı otelde basın mensupları ile sohbet toplantısı gerçekleştirdi.
Albayrak, basın mensuplarına transfer çalışmaları ile ilgili bilgiler verirken, Senegalli forvet Mbaye Diagne'nin takımdaki geleceği hakkında da önemli açıklamalarda bulundu. Galatasaray İkinci Başkanı nokta transferler yapacaklarını söyleyerek, "Transfer yapmak için transfer yapmak istemiyoruz. Nokta transfer yapacağız. Hocamız, istediği isimleri ve öncelikli olanları söylüyor. Biz de alabileceğimizi alıyoruz, alamadıklarımızda hocamız yeni isimleri söylüyor" dedi.
Albayrak, Mbaye Diagne'nin takımdaki geleceği hakkında ise, Senegalli golcüyü değerini bulmadan göndermelerinin söz konusu olmadığını belirterek, "Diagne'yi illa ki satacağız diye bir şey yok. Kıymetini bulursak satarız. İsteyen kulüpler var. Bunlar var diye de bedavaya verecek halimiz yok. Değerini bulursa onay veririz. Değerini bulmayan futbolcuyu vermemiz söz konusu değil" diye konuştu.

"NOKTA TRANSFERLER YAPACAĞIZ"

Transferde ince eleyip sık dokuyup nokta transferler yapacaklarını ve Fatih Terim'in raporu doğrultusunda futbolcular ile görüştüklerini ifade eden Albayrak, "Hesabımızı, kitabımızı iyi yapmamız lazım. Hocamızın raporu doğrultusunda baktığımız futbolcular var ama çok iyi düşünmemiz, hesap etmemiz lazım. Ödemelerini de düşünmemiz gerek. Kolay işler değil. Gece yarılarına kadar çalışıyoruz. 4-5 saatlik uykuyla geçiriyoruz. Bin kişiyle görüşüyorsun. Bazısının kulübüyle, bazısının kendisiyle, bazısının da menajeriyle anlaşamıyorsun. Transfer yapmak için transfer yapmak istemiyoruz. Nokta transfer yapacağız. Hocamız, istediği isimleri ve öncelikli olanları söylüyor. Biz de alabileceğimizi alıyoruz, alamadıklarımızda hocamız yeni isimleri söylüyor. Çalışma sistemimiz bu. Kaleci ihtiyacımız vardı, onu aldık. Seri dünya çapında bir futbolcu. Babel çok önemli bir isim. Babel transferi hocamızın bize 6 ay önce söylediği hedeflerden biriydi. Ocak ayında hoca 'Babel'i şimdiden bitirin' dedi. O dönemde girişimlere başladık. Bunlar 1 günde olan şeyler değil" açıklamasında bulundu.

"EMRE MOR'LA TERİM'DEN BAŞKASI BAŞA ÇIKAMAZ"

Galatasaray'ın transfer gündeminde yer alan Emre Mor hakkında gelişmelerin yaşanabileceğini ve Emre ile Fatih Terim'den başkasının başa çıkamayacağını sözlerine ekleyen Albayrak, "Emre Mor'da 'olmuyor' diye bir şey yok. Her şey bize bağlı. Önümüzdeki hafta çok şey olabilir. Kulübü uyanıklık yaptı. Çocuk Türkiye'ye gelir gelmez bir bedel istemeye kalktılar. Bunu açık ve net söylüyorum. Onunla Fatih hocadan başkası başa çıkamaz. Kendisi de biliyor. Bunu Emre'ye de söyledim. Her şeyin bittiğini düşündük. Kulübü de razıydı ama birden bire bir şeyler oldu" şeklinde konuştu.

"DIAGNE'Yİ DEĞERİNİ BULMADAN SATMAYIZ"

Diagne'nin kıymetini bulmadan satmayacaklarını vurgulayan Albayrak, "Diagne'yi 'illa ki satacağız' diye bir şey yok. Kıymetini bulursak satarız. İsteyen kulüpler var. Bunlar var diye de bedavaya verecek halimiz yok. Değerini bulursa onay veririz. Değerini bulmayan futbolcuyu vermemiz söz konusu değil. Son kararı hocamız verecek. Bizler menajerler aracılığıyla gelen teklifleri değerlendiriyoruz. Hoca gitmesine izin verirse biz de kendi kulübümüzün menfaatlerini düşünerek bir karar veririz" dedi.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle

28 Temmuz 2019 Pazar Trabzonspor Haberleri

Adebayor tamam, hedef Sturridge

Uzun zamandır golcü takviyesi için yoğun mesai harcayan Bordo-Mavili yönetim, Başakşehir’den ayrılan Emmanuel Adebayor’la büyük oranda anlaştı, transfer artık imzaya kaldı. İki santrfor birden almak isteyen Trabzonspor gözünü şimdi de bir dünya yıldızına dikti: Daniel Sturridge... Ahmet Ağaoğlu ve ekibi, İngiliz oyuncu ile pazarlıklara başladı.
Avrupa Ligi’nde başarı isteyen ve Süper Lig’de de zirveyi hedefleyen Trabzonspor transferde büyük oynuyor... Hugo Rodallega’nın ayrılığı sonrasında forvet bölgesini daha kaliteli bir golcü ile güçlendirmek ve gol yollarında alternatifi artırmak isteyen Karadeniz devinde Başkan Ahmet Ağaoğlu ve kurmayları, iki santrfor birden almak adına yoğun mesai harcıyor. Bu doğrultuda Başakşehir’den ayrılan Emmanuel Adebayor ile uzun süredir temas halinde olan Fırtına, Togolu golcü ile bonuslarla birlikte senelik 1.5 milyon Euro karşılığında el sıkıştı.

3 yıllık sözleşme

35 yaşındaki futbolcunun transferinde imza aşamasına gelen Bordo-Mavililer’in asıl hedefi ise Daniel Sturridge... Geçen sezon Liverpool’la Şampiyonlar Ligi’ni kazanan ve sözleşmesi sona eren İngiliz futbolcu ile temas kuruldu. Bordo-Mavili yönetimin, Ada ekibinde senede 4 milyon Euro kazanan ancak henüz Avrupa’dan bu rakama yakın bir teklif almayan 29 yaşındaki oyuncuya bonuslarla birlikte yıllık 2 milyon Euro’dan, 3 senelik sözleşme önerdiği öğrenildi.

Kıran kırana sürüyor

İlk görüşmelerin olumlu geçtiği öğrenilirken, pazarlıkların da kıran kırana devam ettiği kaydedildi. Forvet transferini Avusturya kampına yetiştiremeyen yönetim, Sturridge ve Adebayor’u alarak hem camianın hem de teknik direktör Ünal Karaman’ın beklentilerini karşılamayı hedefliyor.

2 kez en büyük oldu!

Fırtına’nın gündemindeki Sturridge’in çok büyük bir kariyeri var. Manchester City, Chelsea ve Liverpool gibi İngiltere’nin en büyük takımlarında forma giyen 29 yaşındaki futbolcu, kariyerinde 2 kez Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadı. İngiliz futbolcu, UEFA’nın en prestijli turnuvasını 2011’de Chelsea ile geçen sene de Liverpool ile kazandı. Öte yandan başarılı oyuncu, Chelsea ile 1 kez Premier Lig’de, 2 defa da İngiltere Kupası’nda mutlu sona ulaştı.

Ünal Karaman: Yusuf Yazıcı, benim kardeşim, en değerlim, pırlantam

Trabsonspor Teknik Direktörü Ünal Karaman, Yusuf Yazıcı ile ilgili herhangi bir sıkıntısı bulunmadığını belirterek, "Yusuf benim kardeşim, en değerlim, pırlantam" dedi.
eni sezon hazırlıklarını Avusturya'nın Linz şehrinde sürdüren Trabzonspor, hazırlık kampında oynadığı üçüncü maçında da sahadan beraberlikle ayrıldı. İtalya ekibi Parma ile 2-2 berabere kalan bordo-mavililerde maçın ardından ise taraftarlar renkli görüntüler verirken, Teknik Direktör Ünal Karaman ise basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Karaman, yoğun bir antrenman temposunda oynadığımız hazırlık müsabakalarından arzu ettiklerini gördüklerini belirterek, "Yoğun antrenman temposundan çıkmış oyuncularımızı kullandık. Saha içerisinde doğru pozisyonu almaya gayret gösteren futbolun doğrularını yapmaya çalışarak futbol oynamaya çalıştılar. Ben oyuncularımı tebrik ediyorum. Çünkü bu bu kadar yorgunluğun içerisinde sadece fiziksel değil, sinirsel de dokunuyorsun. İstenmeyen şeyler olabilirdi ama şükürler olsun iyi başladığımız kamp dönemi iyi gidiyor" dedi.

"Memnunum"

Mevcut kadronun yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalıştığını belirten Karaman, "Oyuncularımın hepsi yaptıkları antrenman sonrası müsabaka performansı olarak bizim beklentilerimize cevap verecek düzeyde ben memnunum" dedi.

"Transferle ilgili beklentimiz devam ediyor"

Karaman transferler ilgili beklentilerinin devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
"Bu takım içerisinde Avrupa Kupası, Ziraat Türkiye Kupası ve Spor Toto Süper Lig dediğiniz anda, uzunca bir maraton oynayacağız. Dolaysıyla kadro rekabetine ihtiyacımız var. Genç oyuncularımız futbolun doğrularını yapmaya çalışıyorlar. Böyle böyle alışacaklar böyle böyle abilerinin arasında formaya bulmaya gayret gösterecekler. Tecrübeli oyuncularla birlikte gençlerimizin ortaya koyduğu performanstan memnunum."

"Yusuf Yazıcı, benim kardeşim, en değerlim, pırlantam"

Yusuf Yazıcı ile ilgili olarak ise Karaman, oyuncumla ilgili olarak saçma sapan şeyler çıktığını belirterek, "Bunlar arzu edilmeyen şeyler. Benim Yusuf'la ilgili bir sorunum yok. Yusuf benim kardeşim, değerlim, pırlantam. Her ne kadar onları değersiz ve yanlış anlamaya çalışsalar da. Bunlar bu camiada büyümüşler, formalarını giyiyorlar. Transfer olsalar dahi bu kulübe milyon Euro'lar kazandırarak gidecekler. Dolasıyla kendi değerimizi sadeci Trabzonspor'un değeri değil, Türkiye'nin değeri olarak gördüğümüz insanları, saçma sapan, yok hocayla arası bozuk. Şöyle oldu böyle oldu. Bunlar yanlış şeyler, o üstün bilgili arkadaşlara ben şunu söylüyorum. 'Ağır bir antrenman temposundan geçiyoruz. Bu antrenman planlamasını sezon başından itibaren yetkin hocalarımızla birlikte yapıyoruz. Şiddetli geçen antrenmanlar sonrası müsabaka oynuyorsanız o oyuncuyu kollamak zorundasınız. Burada sadeci konu Yusuf konusu değil ama burada yine engin bilgili insanlar yine engin bilgileriyle birilerini yönlendirmeye kalkıyorlar. Artık bıraksınlar, camiayı seviyoruz diyorlarsa bıraksınlar ve huzur versinler" şeklinde konuştu.

4 Büyükler 19'luk genci takipte: Erkan Eyibil

Almanya Bundesliga ekiplerinden Mainz'ın altyapısında yetişen Türk asıllı Alman oyuncu Erkan Eybil, kalitesini göstermeye başladı.
Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor'un takibinde olduğu bildirilen Erkan Eybil, Mainz'ın Everton'la oynadığı hazırlık maçında A takımla oynama şansı buldu.
Takımının İngilizleri, 3-1 yendiği maçta bir de gol atan 19'luk hücumcu orta saha Alman ve İngiliz futbolseverleri ve profesyonelleri kendisine hayran bıraktı.
Eybil'in Mainz ile olan sözleşmesi gelecek sezon sonunda bitiyor.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle
submitted by Haberfutbol24 to u/Haberfutbol24 [link] [comments]


2019.06.09 18:57 karadoganemre erkek gözünden

İsmi cismi ortada olmayan bir blog yazarı var karşınızda. Öyle uzman bir yazar da değil. Hani iş yerinde arkadaşlarıyla sigara içen, toplantılarda biraz sivri konuşan, sabah elinde Starbuck’s kahvesi ile gelen aranızdaki plaza insanı var ya, işte onlardan sadece bir tanesi.
”İyi ya arkadaşım, aç bilgisayarını otur rapor hazırla, senin neyine yazar olmak?” diyenler çıkacaktır aranızda. İşte sadece bu soru yüzünden yazıyorum. Sadece bu soruya tepkimi haykıracağım yazılarımın her bir cümlesinde. Çarpıklaşan toplum düzenine bir erkeğin gözünden projektör tutacağım. Yüzünüze söylediğimde kırılıyorsunuz, sussam gönlüm razı değil.
Evli değilim, çok ilişki yaşadım. Hala da yaşamaya, hayatı paylaşmaya devam ediyorum. Hayatıma dokunan her bir insandan bir şeyler koydum köşeye. Onları eleştirdim, yargıladım ama hep anlamaya çalıştım. Ben ne dedim? Kadın ne anladı?
İşte bu sitenin inşa edileceği temel budur. Ben erkek gözünden bakıp, anlatacağım. Kadın okuyucularımdan ise, kadın gözünden eleştirel yazılar gelmesini umacağım. Erkek okuyucularımdan ise vizyonumu genişletmesini ve bakış açıma katkı sağlamasını bekleyeceğim. Bu blog, düzeyli tartışma ile uzlaşı ve farkındalık sağlayacak.
kadın erkek ilişkileri , seyahat , kişisel gelişim
https://erkekgozunden.com/
submitted by karadoganemre to u/karadoganemre [link] [comments]


2019.04.16 20:44 ReR0lpxE beyler lütfen okuyun çok ciddi post

sizlere yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum ben 150 kilo asosyal bir orospu çocuğunun tekiydim ailemi ziyarete İzmire gittim ve orada garip bir şey oldu bir tane kızla tanıştım uzun süre takıldık sevgili olduk ilk defa birisi beni seviyordu garip hissediyordum açıkçası, tanışalı 4 yıl olmuştu ve bu kız son 1 senedir benle daha fazla ilgilenmeye sevgi göstermeye falan başladı ben de şaşırdım tabi. 1 hafta önce öğlen kalktığımda sela okundu ben de aslında dinime çok bütün bir insan değilim namaz falan kılmam hiçbir şey yapmam normalde selaları dinlemem dikkate bile almam ama bu sefer kim öldü acaba diye sonunu dinledim ve benim sevdiğim kızın adı okundu hemen ben kızın ailesini aradım babasına sela okunduğunu bunun benim sevdiğim kız olup olmadığını sordum babası da evet oğlum maalesef dedi ben de tabi ki babasına neden öldü bir hastalığı mı vardı bana mı söylemiyordu dedim babası da hiçbir şeyi yoktu oğlum biz de anlamadık dedi ben tabi acıdan ne yapacağımu bilmiyorum beni ailem dışında tek seven insan da ölmüştü, göç etmişti bu dünyadan ben de burada intihar yayını diye yayın açtım sizlerle konuştum sonra elveda deyip kafama sıktım. sonra tabi ben ölünce Allah beni çağırdı yanına sorguya falan çekti bana bu günahı niye yaptın şunu niye yaptın falan dediğinde sana ne yarrağım falan dedim ne bileyim ben bu adamın Allah olduğunu hala daha aklım kızda işte kızla görüşücem falan diye seviniyorum. Allaha tabi böyle ters ters cevaplar verince Allah sinirlendi birden benim Allah'ıma sövmeye başladı ben ne olduğunu anlamaya çalışırken birden bana f5 çek orospu çocuğu dedi senin Allahını sikicem orospu çocuğu bekle sen bana sadece sevdiğim kızı niye öldürdün buna cevap ver dedim o da bana sövdüğün için sana ceza verdim 150 kilo asosyal götü ölü kokan orospu çocuğu dedi ben de engeli bastım orospu çocuğuna sonra birden bir şeyler oldu dünyaya geri geldim amk eski yaşantıma devam ediyorum. şu an bunu İnternet kafeden yazıyorum Allah ıp adresimden geri geldiğimi anlamasın diye. Bu da böyle iç dökme postu oldu canınızı sıktıysam kusura bakmayın. iyi akşamlar
submitted by ReR0lpxE to kopyamakarna [link] [comments]


2019.02.12 14:20 avcilaresc Mecidiyekoy escort gercek bu 12/02/19

Ama gerçek bu değildir. Yani sen bir mecidiyekoy escort kadının bacak arasına bakarak onun genital muayenesini yaparak kızlarını inceleyerek o kişinin cinsel geçmişi hakkında herhangi bir bilgidir. Edilemezse Belki şu an bunu izlerken Kafam karışmış olabilir.
Nasıl yani hani benim Doğru bildiğim şeyler yalan mı Bunlar doğru değil mi? Peki doğru ne şimdi İstersen biraz daha fazla kızlık zarının detaylarından bahsedelim. Aslında tek bir çeşit mecidiyekoy escort kızlık zarı yok pek çok farklı kızlık zarı var bir araştırmada 36 tane hamile kadının kızlık zarına bakarak o kişilerin cinsel ilişkiye girip girmedikleri ne anlamaya çalışmışlar. Sadece 2 tanesinin…
Cinsel ilişkiye girdiğini notala bilmişler yani diğerlerinin ilişkiye girmediğini düşünmüşler Peki Aslında bu araştırmaya da bakarak Biz Neyi bulmaya çalışıyoruz.
Kadınların yüzde ellisi herhangi bir kanama olmadan rahatlıkla cinsel ilişkiye girebiliyor. Biz bu tarz mecidiyeköy escort kızlık zarına esnek kızlık zarı diyoruz.
Ya aslında biz biyolojik olarak baktığımız zaman kızlık zarı dediğimiz şey sadece ve sadece kadınların vücudunu mikroplardan koruyan bir zar bir kadının genetiğinde bakıp cinsel geçmişini anlayamazsın. Aslında Kadın olmak zor iş ya şöyle baktığımız zaman dünyaya toplumlardır. Aslında kadınların çekici güzel seksi olmasını bekliyor çünkü ancak bu şekilde olurlarsa bir eş bulabilecekleri söyleniyor. Ama diğer yandan kadınların bakire olması bekleniyor.
Bakire olacak ama evlendiği zaman cinsel anlamda işini erkeğine veya partnerini en iyi şekilde mecidiyekoy escort tatmin etmesi bekleniyor.

submitted by avcilaresc to u/avcilaresc [link] [comments]


Mavi Melek Marlene Dietrich - Sadece Almanya’da BRAWL STARS SADECE NOOB OLANLARIN YAPTIĞI 10 ŞEY - YouTube LÜTFEN BANA KIZMAYIN, ANLAMAYA ÇALIŞIN SADECE Sadece Kızların Anlayabileceği 15 Şey! - YouTube Beyza Yaman - Sadece En Yakın Arkadaşı Okul Arkadaşı Olanların Anlayacağı Şeyler SADECE KIZLARIN ANLAYACAĞI KOMİK ŞEYLER  123 GO!’dan ... Alman Usulü Arkak Sokaklar: 'Tatort' - Sadece Almanya'da

Sadece anlamaya çalışıyorum ama her seferinde kafam ...

  1. Mavi Melek Marlene Dietrich - Sadece Almanya’da
  2. BRAWL STARS SADECE NOOB OLANLARIN YAPTIĞI 10 ŞEY - YouTube
  3. LÜTFEN BANA KIZMAYIN, ANLAMAYA ÇALIŞIN SADECE
  4. Sadece Kızların Anlayabileceği 15 Şey! - YouTube
  5. Beyza Yaman - Sadece En Yakın Arkadaşı Okul Arkadaşı Olanların Anlayacağı Şeyler
  6. SADECE KIZLARIN ANLAYACAĞI KOMİK ŞEYLER 123 GO!’dan ...
  7. Alman Usulü Arkak Sokaklar: 'Tatort' - Sadece Almanya'da

Beyza Yaman ve en yakın arkadaşı ablası en yakın arkadaşı okul arkadaşı olanların anlayacağı şeyler videosuyla karşınızda 👭 Yorum yapmayı ve videomuzu beğenm... Levent Gültekin: 'Pelikan diye bir grup yok. Pelikan Erdoğan'dır.' - Gün Bitiyor (26 Haziran 2019) - Duration: 1:18:57. Tele1 92,417 views Sadece Almanya'da programına hoş geldiniz. Bu programda 'Böyle şeyler sadece Almanya'da olur' dediğimiz şeylere bakıyoruz. Onlardan birisi de Tatort... 1970'ten beri devam eden ve 46 ... Uzun bir günden sonra kızlar tek şey ister. O rahatsız, insanı daraltan sutyenleri çıkarmak! Yalnızca kızların anlayacağı birçok şeyden sadece biri. Eğer bir... Sadece Almanya’da programına hoşgeldiniz. Bu programda böyle şeyler sadece Almanya’da olur dediğimiz şeylere yakından bakıyoruz. Bugün alman sinemasının en ö... instagram @aslandidar haftalık videolarım için abone ol http://bit.ly/2mfCti1 #didaraslan #kızlar #eğlence Bu videoları da izlemeyi düşünürsen sevinirim ... Brawl Stars elmas hilesine hiç başvurdunuz mu?Ya da brawl stars karakterlerini yanlış kullanarak takımın kaybetmesine sebep oldunuz mu?Bu yüzden belki de noo...